Yeşil ve mavinin muhteşem birlikteliği: Slovenya

“Minyatür Avrupa”, “Alplerin Güneşli Yüzü” ve “Avrupa’nın Yeşil Barışı”… Bu tanımlamalar Lonely Planet rehberimizin Slovenya için kullandıklarından. Eylül ayı gezi için her ne kadar ideal olsa da güneşli kısmı bize denk gelmedi maalesef. Aksine biz Slovenya’nın bol yağışlı halini gördük. Şemsiye taşımayı sevmeyen bir aile olarak, çoğunlukla ıslanarak bazen de bulduğumuz korunaklı yerlere, cafelere sığınarak tadını çıkardık. Viyana Havaalanı’ndan kiraladığımız arabamızla yaklaşık 280 km yolculuk yaptıktan sonra Ljubljana’daydık. Yolculuğumuz, yol çalışmaları ve yağmur sebebiyle oluşan trafikten yaklaşık 5 saat sürdü maalesef. Eşyalarımızı Martha Studios’a bıraktıktan sonra şehir merkezine gittik. Öğrenci şehri olduğu her halinden belli olan Ljubljana, Slovenya’nın en kalabalık şehri. Slovencede “sevgili (beloved)” anlamına gelen Ljubljana, akşam olmasına, hatta şakır şakır yağmur yağmasına rağmen capcanlıydı. Ljubljana Nehri’nin iki tarafında da bulunan cafelerden dışarı taşan masalarla, sokak çalgıcılarıyla, açık hava müzesi gibi ilginç heykelleriyle, yaşanacak bir şehir imajını veriyordu. Hatta rehberde şöyle diyor: Kalabalıkların bulunmadığı Prag veya Krakow…

Ertesi gün sabah erkenden Postojna Mağarası’na gitmek için yola çıktık. Sanırım 40-45 dakika sonra oradaydık. Park yerine arabamızı park edip biletlerimizi aldık ve bilette yazan zamana kadar oralarda oyalandık. Kalabalık olduğu için erken gitmekte fayda varmış. Mağarayı gezmeye öncelikle elektrikli bir trene binerek başlıyorsunuz. Bu tren sizi dar geçitlerden, yüksek ve süslü salonlardan geçirerek mağaranın iç kısmına kadar götürüyor. Böylelikle göreceklerimiz hakkında fikir sahibi olduk. Bu arada mağaranın içi oldukça soğuk olduğundan mont, şal ne varsa götürmek akıllıca olacaktır. 20 km’lik mağaranın yalnızca bir bölümünü geziyorsunuz. Trenden inince bir rehber karşılıyor ve onunla beraber yürüyerek tekrar trene bineceğiniz yere kadar çeşitli bölümleri geziyorsunuz.

Trene binerken

Postojna gezisi

Postojna

Mağaranın diğer bir özelliği de Proteus anguinus olarak adlandırılan renksiz, 30 cm uzunluğunda bir amfibyum türünün (hem solungaçları hem de akciğerleri var) burada yaşaması. Bu sevimsiz hayvancık sadece salyangoz ve kurtlarla besleniyormuş.

Proteus anguinus

Mağaralar için bilet alırken bu bölgedeki diğer bir atraksiyon olan Predjama Kalesi’ni de gezmek isterseniz indirimli kombine biletlerden satın alabilirsiniz. Predjama Kalesi Sümela Manastırı’nı andırıyor. Doğal kayalar oyularak yapılan Gotik tarzdaki kalenin içi balmumu heykelleriyle ve çeşitli eşyalarla döşeli durumda.

Predjama kalesi

Balmumu heykelleri

İçinden nehir geçtiğini gördüğüm çoğu Avrupa şehri gibi Ljubljana’yı da çok sevdim ben. Suyun renginin bir önemi yok ama akan su şehre canlılık veriyor bence. Cafeleri, mimari güzelliği, düzeni ve merkezinin çok büyük olmaması daha bir sevimli yapıyor bence bu şehri.

Ljubljana merkez

Ayakkabilar

Ljubljana goruntu

Sokak goruntusu

Koprudeki kilitler

Bohinj ve Bled Gölü

Slovenya’daki son günümüzü Bohinj ve Bled Göllerini gezmeye ayırdık. Gerçekten her ikisi de doğa harikası. Görmeden dönülmemesi gerekenlerin başında gelir. Yerel halk Bohinj’i daha çok övmesine rağmen, ben sanırım Bled Gölünü daha çok sevdim. Bled daha popüler bir göl. Bu sebeple daha kalabalık olabiliyormuş. Ljubljanalılar da bu sebepten Bohinj’de daha rahat ettiklerini söylüyorlar.

Bohinj golu

Bohinj goruntusu

Bohinj

Su kayagi

Bohinj Gölü’nde su kayağı ve dağ bisikleti gibi aktiviteler yapılabiliyormuş. Biz gölün etrafında yürüyüş yapmayı tercih ettik. Göl, oldukça büyük. Hava da serin olunca karnımızı doyurduktan sonra rotamızı Bled Gölü’ne çevirdik. Bohinj’de yemek yemek isterseniz birkaç işletme var. Genelde fast-food tarzı. Manzaraları tabi ki enfes.

Bohinjde restoran

Yolda giderken yeşilin her tonuna doyduk sanırım. Ara ara küçük köylerden geçtik ve ben bu köy evlerine hayran kaldım. Her biri özenle süslenmiş sanki. En sevdiklerimden bir tanesini fotoğraflamak için hiç üşenmeden arabadan indim ve fotoğrafını çektim. Bu evlerin bazıları otel olarak da hizmet veriyormuş. Aklınızda bulunsun. Dinginlik, sakinlik arıyorsanız her iki göle yakın bulunan bu güzel köy evlerinde de konaklayabilirsiniz.

Koy evleri

Suslu ev

Bohinj’den 26 km uzakta olan Bled Gölü’ne vardığımızda arabayı göl kenarına park etmeden  önce Bled Kalesi’ni gezmek istedik. Kale oldukça yüksekte, yürüyerek gitmek zor olurdu. Kalenin herhangi bir özelliği yok. Gezmek isterseniz bir-iki müze var. Bled Gölü’ne tepeden hakim olması sebebiyle ve güneş de sizden yanaysa güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Kaleden goruntu

Bled adasi

Kale ici

Bled kalesi

Bled Gölü’nün ortasında küçük bir ada bulunuyor. Kilise olarak kullanılan bir binadan ibaret olan Bled Adası bence gölün en seyirlik yeri olduğu gibi, aynı zamanda da en zevkli aktivitesi. Motorlu teknelerle göl turu satın alarak adayı gezebilirsiniz. Ya da bizim gibi daha nostaljik bir şekilde, kiralayacağınız kayıkla da adaya gitmek mümkün. 15-20 dakika kadar bir süre kürek çektiğinizde adaya varıyorsunuz. Yorgunluk kısmını papillona sormak gerek ama ben çok keyifliydim doğrusu. Gölün cezbedici rengi, küreklerden çıkan su şıkırtısı, hafif esen rüzgar beni benden aldı doğrusu. Havanın bulutlu ve serin olmasına rağmen göle yüzmeye gelenlere özenilmeyecek gibi değildi. Kayığımızı küçük iskeleye bağladıktan sonra kiliseye tırmanan merdivenlere doğru yürüdük. Kiliseden gelen çan sesleri eşliğinde yukarı doğru tırmandık ve bizi bir sürpriz karşıladı. Etrafı bu harika manzarayla süslü küçük bir cafede oturmak tüm yorgunluğumuzu aldı. Aslında papillonun tüm yorgunluğunu, ben ne de olsa keyfini çıkararak gelmiştim. Sanırım yarım saat kadar bu cafede vakit geçirdik. Kahvelerimizi içtikten ve yerel olduğunu söyledikleri kurabiyelerimizi yedikten sonra dönüş için hazırdık. Papillon güçlü kollarıyla küreklere tekrar asıldı ve sanki daha kısa zamanda kıyıya gelmiştik bile. Gölün çevresinde yürüyüş sonrası artık Viyana’ya doğru yol almak zorundaydık. Yeri gelmişken, gezimize bu harika ülkeyi dahil eden ve bu unutulmaz göl gezisini gerçekleştiren sevgili eşime tekrar teşekkür etmek isterim.

Kayiktan goruntu

Merdivenler

Doga harikasi

Suyun rengi

Kizimla keyifyteyiz

This entry was posted in Ljubljana, SLOVENYA, Yurt Dışı and tagged , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

15 Responses to Yeşil ve mavinin muhteşem birlikteliği: Slovenya

  1. engin says:

    mehteşem görüntüler…görmeyi çok isterdim.

  2. Sezin Tabbikha says:

    Bu geziyi gerçekleştirmenizi sağlayan eşinize ben de teşekkür etmek isterim. Sayesinde çok güzel bir blog yazısı okumuş olduk. Çok anlamlı detaylar vermişsiniz, mükemmel bir yazı olmuş.

    • sez says:

      Güzel yorumlarınız için teşekkürler…

      • ela says:

        merhaba ben eylul ayı sonunda bir arkadasımla beraber slovenyaya gidiyorum herseyimiz tamam okulumuz yurdumuz hazır 5ay orada kalıcaz ve herseyi ile orayı bilmek istiyorum mail adresim canselt-1996@hotmail.com bana mail atabilir misiniz . oraya gidince illa ki yardımcı olaak olanlar olur ancak sizden de bilgi almak isterim . gelecek yada gelmeyecek olan mailiniz için teşekkür ederim . 🙂

        • sez says:

          Merhaba,
          5 ay kalacaksanız zaten çok daha fazlasını bileceksiniz demektir. Zira yazdıklarımız birkaç günlük gezi boyunca gözlemlediklerimizden ibaret. Yine de sormak istediğiniz olursa memnuniyetle cevaplamaya çalışırız.

  3. Mehmet says:

    Aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkür ederim. Bu arada Avusturyada kiraladığınız araba ile slovenyaya geçişinizde Uluslararası ehliyet istendi mi ? Bende Slovenya’da araç kiralayıp daha sonra Hırvatistan’a veya Avusturya’ya geçmek düşüncesindeyim ancak araba kiralama şirketi yetkilisi ülke değişikliğinde uluslararası ehliyetin şart olduğunu söyledi.Araç kiralamadan Slovenya’yı gezmek mümkünmü ? yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.

    • sez says:

      Güzel yorumunuz için teşekkürler. Biz Viyana havalimanından kiraladığımız araç ile Slovenyaya geçmiştik. Aracı kiralarken Slovenyaya gideceğimizi bildirdik ve sanırım biraz ekstra ücret ödedik ancak ehliyetle ilgili bir sıkıntı yaşamadık, mevcut ehliyetimiz yeterli oldu. Araç kiralarken güzergahınızı net olarak firmaya bildirmek önemli diye düşünüyorum. Şimdiden iyi eğlenceler.

      • PINAR KAYA says:

        Merhaba,

        Acaba aracı hangi firmadan kiraladınız? Çünkü biz de Viyana’dan kiralayıp Bled’e sürmek istiyoruz. Ancak büyük araç kiralama şirketleri Slovenya’ya geçişe izin vermiyor…

        • papillon says:

          Merhaba,
          Belgeleri kontrol ettiğimde aracı Europcardan kiralamış olduğumuzu gördüm. Ancak bizim poliçede net bir şekilde cross-border travel a izin verilen ülkeler arasında Slovenia mevcut imiş. Şimdi değişmiş olduğunu zannetmiyorum bazı firmalara özel bir uygulama olabilir. Genelde tehlikeli olarak görülen bazı ülkelere geçişe (ör: Arnavutluk, Kosova vb.) izin verilmiyor ama Slovenya EU üyesi. Yine de siz net bir şekilde sorun derim.
          Sevgi ve selamlar.

  4. Merhaba,
    öncelikle fotograflariniza bayildim, onu belirtmek isterim. Biz de gezmeyi cok seviyoruz ve önümüzdeki hafta 1 Mayis tatilini degerlendirip Slovenya’yi görmek istiyoruz. 4 gün ayirdik. Ljubljana disinda baska bir sehrini gezdiniz mi? tavsiye edebileceginiz baska güzel yerler var mi?
    Simdiden tesekkür ederim.
    Münih’ten selamlar
    Gökce
    OfftheRoadontheTrack
    gokcedemirci.blogspot.de

    • sez says:

      Merhaba Gökçe Hanım,
      Slovenya kısa tatil için harika bir alternatif bana göre. Biz Viyana gezimizin içine Ljubljana’yı sıkıştırdığımız için Slovenya’nın diğer şehirlerini görme imkanımız olmadı maalesef. Ama harika bir coğrafya ve eminim daha görülmesi gereken çok yerleri vardır. Ancak Salzburg’u görmek isteyip, sonradan fikir değiştirmiştik. Aralarındaki mesafe 200km kadar. Belki değerlendirebilirsiniz. Keyifli seyahatlar dilerim…

      • Merhaba, biz Mayıs başında Slovenya’yı keşfe çıktık ve sırasıyla Bled Gölü, Postojna Mağarası, Piran ve Ljubljana’yı gördük ve bu güzel ülkeye bayıldık diyebilirim. Eğer başka bir gözle Slovenya’yı görmek isterseniz bloğumu inceleyebilirsiniz. Ama ben size ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Çünkü Slovenya fikir aşamasındayken sizin bloğunuz bize yardımcı oldu ve Slovenya kafamızda iyice netleşti. Yaşadığım şehir Münih’i sizin gözününüzden görmek ayrı bir güzel… Sevgiler Gökçe… gokcedemirci.blogspot.de/2014/05/4-gunde-kesfedilmemis-guzellik.html

        • sez says:

          Merhaba Gökçe,
          Öncelikle geribildirimde bulunduğun için teşekürler. Yardımcı olabildiğimiz için çok sevindim. Yazmamızın esas sebeplerinden biri bu değil mi zaten? Harika bir gezi olmuş. Piran’a BAYILDIM. Ne iyi yapmışsınız. Avrupa’nın göbeğinde olduğunuz için çok şanslısınız. Gezerek de hakkını veriyorsunuz. Bol seyahatli günler diliyorum. Sevgiler…

  5. uğur says:

    Merhaba verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.Okuduğum üniversitede erasmusu kazandım ve inş. Ljubljana’ya gidecegım.Artık bol bol zamanım olur gezmeye 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *