Likya Yolu temalı Akdeniz gezisi (4. Etap): Kayaköy-Fethiye Lagün

Antalya’daki son günümüze deniz kenarında bir yürüyüş ile başlamak istedik. Erkenden kahvaltımızı yaptıktan sonra Düden Parkına gittik. Burası akdeniz kıyısında çimlerle kaplı yaklaşık 1 km uzunluğunda bir park ancak ağaç gölgesi namına hiç birşey yok. Dolayısıyla özelliklle sıcak havalarda parkta dolaşmak ancak sabahın erken saatlerinde veya akşam üzerleri mümkün olabilir. Düden Parkına adını veren düden şelalesi parkın en çekici unsuru denilebilir.

P1130761 (1280x948)P1130796 (1280x960)P1130776 (1280x913)Parktaki gezintimizin ardından börek yemek ve alışveriş yapmak için tekrar kaleiçine geldik. Öncelikle Antalya’ya ayak bastığımızda adres sorarken sahibiyle tanışmış olduğumuz Tarihi Sevecen Cezeryeci ve Helvacısı’na (Atatürk cad. no:3/D – Dönerciler Çarşısı karşısı) uğradık. Tüm içtenliği ve misafirperverliğiyle bize ikramlarda bulunan Serpil hanımın türlü türlü lokum ve reçel çeşitlerinden tadıp birşeyler aldıktan sonra Börekçi Tevfik’in yolunu tutacaktık ki Serpil hanım Börekçi Tevfik’in o saatte (11:00 civarı) kapalı olacağını, onun için sabah erken gelmek gerektiği söyleyince bize alternatif olarak tavsiye ettiği İnci Börek Salonunun (Balbey mah. İsmetpaşa cad. Altından İşhanı no:2) yolunu tuttuk.

P1130803 (1280x960)P1130805 (1280x960)Tevfik’i bilemiyoruz ama İnci’nin börekleri gerçekten enfes ve doyurucuydu. Öyle ki bir kısmını paket yaptırıp yanımıza yolluk olarak almak durumunda kaldık. Sahibi Turgut bey ile biraz sohbet edince artık bu tür yerlerin tükenmek üzere olduğunu, yeni usta da yetişmediğini öğrenince biraz hüzünlü bir şekilde yolumuza devam ettik.

Fiyatları marketlere kıyasla uygun olan Yenigün reçelleri satış mağazasından organik reçel stokumuza (kızılcık ve kayısıyı önerebilirim) biraz daha katkı yaptıktan sonra, meşhur 18’in Bağaçasından (tane 10 TL) ve acıbademlerinden (tane 3 TL) satın aldık ve Fethiye yoluna çıktık. Bence bağaça fena değil ancak 10TL biraz fazla gibi geldi.P1130831 (1280x960)

Arabamıza atladıktan sonra Korkuteli-Söğüt güzergahını takip ederek yaklaşık 3 saat süren keyifli bir yolculuğun ardından Fethiye’ye ulaştık. Fethiye’ye vardığımızda bir pazar yeri gördük ve hemen daldık. Turistik bölgeden uzaktaki bu pazar yerellere hitap ediyor ve tazecik meyveler sebzeler Ankara pazarlarına kıyasla oldukça ucuz fiyatlarla tezgahlarda yerlerini alıyor. Bu nefis fırsatı kaçırmadık ve meyve sebzemizi bagaja doldurarak yolumuza devam ettik.

P1130811 (1280x960)

Otelimizin olduğu Hisarönü’ne gitmeden önce  kral mezarlarını ziyaret ettik. Oldukça etkileyici yapılar. Mezarların içini gezmek de mümkün ancak biz dışarıdan bakmakla yetindik.

Kaya mezarlarından sonra Hisarönüne hareket ettik ve yaklaşık 20 dakika süren bir yolculuğun ardından London Hotel’e yerleştik. Otel açıkçası pek istediğimiz gibi çıkmadı. Özellikle banyo oldukça yıpranmış ve kirli idi. Kahvaltı esnasında diğer odalarda kalanların da otel sahibine benzer şikayetler ilettiğine bizzat şahit oldum. Odada klima dışında hiçbir konfor olanağı yoktu.  Otelin yeri barların arasında olması nedeniyle gece hayatını sevenler için çok iyi olmakla beraber bizim için saat 1’den evvel uyuyamamıza neden oldu. Yine de burayı seçmemizde temel etken olan Likya Yolu patikalarına yakınlığı işimizi gördü. Fakat Likya Yolu için bile London Hotel’in tavsiye etmiyorum.

Otele yerleştikten sonra hemen dinlenmeye çekildik ve pazardan aldığımız meyvelerle enerjimizi fulledik. Daha sonra Kayaköy-Fethiye Lagün yürüyüşümüzün başlangıç noktasına ulaşmak üzere Hisarönü Camisi’nin önünden Kayaköy dolmuşuna (k/b 2,5TL) atladık. Yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk sonrasında Kayaköy’e vardık.

Kayaköy’e (ya da orijinal adıyla Karmylassos) girişte Müzekart geçiyor. Müzekartınız yoksa giriş k/b 5TL. Bu noktadan Ölüdeniz tabelaya göre yaklaşık 6 km sürüyor.

P1130832 (960x1280)

Kayaköy aslında 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’ne kadar 3000 kadar nüfusa sahip bir Rum köyü. Mübadele sonrasında Türkler buraya yerleştirilse de buradaki altyapıya uyum sağlayamamaları nedeniyle  başka bir yere alınmışlar. 1957 yılındaki depremden sonra oldukça zarar gören evlerde ise uzun yıllardır kimse yaşamıyor ve köy müze olarak hayatını sürdürüyor. Gizemli bir havası var doğrusu.

Ölüdeniz patikasına ulaşmak için öncelikle aşağıdaki resimde görülen ağaçların olduğu bölgeye kadar tırmanmak gerekiyor. Parkurun başlangıcını bulmak için kiliseyi tespit etmeniz yeterli. Ondan sonra sarı-kırmızı işaretleri takip etmek gerekiyor.P1130837 (1280x960)P1130833 (1280x960)P1130848 (1280x960)P1130856 (1280x960)Biraz da ağaçlık bölgeden tırmandıktan sonra etap kolaylaşıyor ve etkileyici manzaralar gözlerinizin önüne seriliyor. Bu arada yazıyı kaleme alırken farkettim ki yaklaşık 1 km tırmandıktan sonra çektiğim kilisenin yakınındaki levhada da 6 km yazıyor 🙂P1130850 (1280x960)P1130893 (1280x960)P1130900 (1280x942)Kayaköy’e girdiğimizde saatlerimiz 19:00’ı gösteriyordu. Yine sıcaktan kaçmak için akşama kalmıştık. Yukarıdaki manzaraları seyrederek  yaptığımız 2 mola ile bu etabı da tamamladık. Lagün kıyısına vardığımızda ise saat 21:30 olmuştu. Buradan minibüs durağına kadar yarım saatlik son bir yürüyüşün ardından nihayet Ölüdeniz merkezine ulaştık. Kısa bir turun ardından günü tamamlamak üzere minibüsle (k/b 3TL) Hisarönüne döndük. Doğanın sakinliğinden sonra aşağıdaki manzara adeta bir cümbüş gibi görünmüştü gözümüze.P1130921 (1280x960)

Bu yazı Fethiye, TÜRKİYE, Yurt İçi kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir