Jaipur – 2.gün

Jaipurdaki ikinci günümüzün sabahında dünden tecrübeli olduğumuz için filleri kaçırmamak adına erkenden Amber Kalesine doğru yola koyulduk. Dünkü rikşacımız Muhammed otelin çıkışında bizi karşıladı. Ancak o gün başka bir işi olduğu için bizi yine Müslüman olan başka bir rikşacı arkadaşına emanet etti. Yeni şoförümüz ise pek İngilizce bilmiyordu. Açıkcası bu duruma çok da üzülmedik zira bizi bir yerlere götürmeye çalışmak için çok fazla uğraşması gerekiyordu ve erkenden pes etti. Biz de kafamıza göre takıldık.

Kalenin girişinde filleri görünce keyfimizi iyice yerine geldi.

Hindistanda yapılacak en güzel aktivitelerden birinin fillerin sırtında bu kaleye tırmanmak olduğunu pek çok yerde okuduğumuzdan oldukça heyecanlı bir şekilde sıraya geçtik. Kalabalık ve yaşlı bir İspanyol kafilesinin arasında yavaş ilerleyen sırada beklerken bir yandan da seyyar satıcı bombardımanına tutulduk. Zengin İspanyol turistlerden sonra bizden bekledikleri randımanı alamayan satıcılar pazarlık gücümüz karşısında kah sinirlenip kah verdiğimiz fiyatların komikliğine gülüp ama hiç yılmadan ısrarla bize kalem, tişört, bilezik satmaya çalıştılar. Yaklaşık yarım saat sıra bekledikten sonra kendimizi filin sırtında kaleye çıkan dik yokuşu tırmanırken bulduk.

Satıcılar ise ısrarla filin yanında ezilme tehlikesini göze alarak ısrarla turistlere birşeyler satmaya çalışıyordu. Tepeye tırmanırken yol kenarında pek çok Hintli filin üzerinde fotoğrafımızı çekti.

Hepsi de adını söyleyip çıkışta nerede bulunacağını bize haber veriyordu.

Son derece keyifli ve bir o kadar da tıngır mıngır bir yolculuk sonunda kalenin avlusuna vardık.

Avlu son derece renkli bir panayır yerini andırıyordu. Sabahın erken saatleri olması nedeniyle yavaş yavaş hareketlenmeye başlıyordu.

Giriş biletlerimizi alıp kalenin dik merdivenlerini tırmandık. Son derece görkemli giriş kapısından geçtikten sonra kendimizi savaşçıların seferden döndüklerinde toplandıkları geniş avluda bulduk.

Sarayda birbirinden güzel bahçeler, özellikle aynalı işlemelerle süslü duvarlar, mihracenin hanımlarının daireleri vb. görmeye değer pekçok yapı mevcut.

Yaklaşık 1 saat boyunca bu güzel sarayı gezdik. Çıkışta bizi başka bir Hindistan sürprizi bekliyordu.

Yılan oynatıcılarının ısrarlı tekliflerine rağmen bir türlü cesaret edip yanlarına oturmadım. Zira otursam başıma gelecekleri az çok tahmin edebiliyordum. Yılanlardan hiç hazzetmediğim ve biraz da korktuğum için fazla yaklaşmadan çekim yaptım. sez’in bu konuda benden daha cesur olduğunu itiraf etmeliyim.

Ünlü Hint yılanlarıyla da tanıştıktan sonra  Amber Kalesi macerasını sonlandırdık.

Fillerle çıktığımız kaleden yürüyerek indik ve bizi bekleyen rikşacımız ile buluşup şehre döndük ve şehir içinde dün kaldığımız yerden gezimize devam ettik. Sıradaki durağımız Jantar Mantar isimli rasathaneydi. Astrolojiye meraklı bir mihracenin yurtdışına gönderdiği bilimadamlarının kurduğu rasathanelerden en büyüğü Jaipurdaymış. Oldukça garip şekilli aletler yardımıyla yıldızların hareketlerini, güneşe göre zamanı tam olarak ölçmeyi ve daha pek çok astrolojik olayı çözebilmişler. Bana oldukça ilginç geldi.

Jantar Mantardan sonra old townın tam merkezinde yer alan caminin minaresinden harika Jaipur manzaraları yakaladık.

Tırmanması biraz yorucu ama tepedeki serinlik ve manzaraya kesinlikle değer…

Jaipurda son durağımız şehrin en ikonik binası Hawa Mahal oldu. Gerçekten de ününü hakkeden son derece görkemli bir mimari şaheser bence. Yapının özellikle dışardan görüntüsü çok güzel.

Hawa Mahalden sonra yine çarşıların içinden yürüyerek otelimize vardık.

Çantalarımızı otelin emanetinden alıp rikşa ile 17:30 daki Jodhpur trenimiz için istasyona vardık. Neyseki bu sefer rötar yoktu. Hindistandaki en keyifli ve sorunsuz tren yolculuğumuz ile gece saat 22:00 sularında mavi şehir Jodhpura vardık.

Bu yazı HİNDİSTAN, Jaipur, Yurt Dışı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir