Hindistan’a varış–Ganj’ın kutsal şehri Varanasi

Ankara’dan sorunsuz bir şekilde Atatürk havalimanına indik. İner inmez normalde 18:30 da kalkması gereken uçağımızın şimdiden 2 saat rötarlı olduğunu öğrendik. Biz de İş Bankası loungeda zaman geçirdik. Bu arada bir rötar haberi daha geldi ve 3 saat rötarla 21:30 da Delhi uçağına bindik. uçağa binmeden önce turla giden Ankaralı bir yaşlı teyze ve kızı ile konuştuk. Onlar Nepal’e de gideceklermiş. Aynı uçakla geri döneceğimizi öğrendik.  Nepal’i duyunca biraz kıskandım açıkcası. Aslında biz de başlangıçta Nepal’i turumuza dahil etmeyi düşündük. Ancak hem fiyat oldukça artıyordu (Delhi-Katmandu uçuşu nedeniyle) hem de program çok sıkışacaktı. Belki 1 haftamız daha olsa Nepal de eklenebilirdi. Teyzem bütün dünyayı dolaşmış sıra Hindistan’a gelmiş. Hep turla gidiyormuş ve turlarda hiç sorun yaşamamış. Sezoş biraz sıkıştırınca aslında bazen problemli kişiler olabildiğini itiraf etti. Birbirimize iyi yolculuklar dileyip dönüşte anılarımızı paylaşmak üzere ayrıldık.

Yaklaşık 6 saatlik bir yolculuk sonrası Delhi’ye indik. Delhi havaalanı dünyanın en iyi 2.havaalanı seçilmiş. Son derece büyük, temiz ve modern. Biz iç hat uçuşumuz nedeniyle domestic havaalanına otobüsle geçtik. Yaklaşık 15 dk. lık bir yolculuk sonrası Varanasi uçuşumuzu yapacağımız Spice Jet kontuarına çantalarımızı teslim ettik. Birer kahve içip kahvaltımızı yaptık ve 09:30 uçuşuyla saat 10:30 da Varanasi’ye vardık.

Varanasi Hİnduların hac ziyareti yaptıkları (kutsal 7 şehirden biri), içinden kutsal nehir Ganj’ın geçtiği yaklaşık 4000 yıllık tarihi ile dünyanın üzerinde yaşam bulunan en eski şehirlerinden. Benares olarak da biliniyor. Hindu hacılar burada Ganj kenarındaki ghat adı verilen merdivenlerden nehire girip yıkanarak ibadet ediyorlar. Bu şehrin özellikle yabancılar açısından en ilginç yönü de hemen nehir kenarındaki belirli ghatlarda ölülerin yakılması. Hindular bu şehirde ölüp yakıldıklarında sürekli tekrarladıklarına inandıkları ölüm-yaşam zincirinden kurtulup huzura kavuşacaklarına inanıyorlar.

Havaalanında çantalarımızı aldıktan sonra kalacağımız otel olan Hotel Alka’nın bizi havalimanından alması için gönderdiği taksici ile buluşup yola çıktık. (havaalanından taksi ile otele varış 650 Rupi) Bu arada 1 TL=28 Rupi. Yola çıktığımızda ilk şokla karşılaştık. Trafik tam bir kaos. Kesinlikle dikiz aynası kullanılmıyor. Herkes sürekli korna çalıyor. Bildiğimiz hiçbir trafik kuralına uyulmuyor. Şehrin içine girdiğimizde ise taksiler, rikşalar, bisikletli rikşalar, el arabaları, insanlar, ineklerden oluşan tam bir keşmekeş içinde boğulmaya başlamıştık. Zaten belli bir süre sonra araçtan indik ve eski şehrin dar sokaklarında yürüyerek otelimize yaklaşık 1 saat sonunda vardık.

Otelimizi sevgili Zafer Bozkaya’nın önerisi ile Ganj kenarında ve nehir manzaralı bir oda şeklinde seçmiştik. (Nehir manzaralı odanın geceliği 2000 Rupi) İyi ki de burada kalmışız. Muhteşem bir atmosferi var. Varanasi’de lüks oteller genellikle şehrin iç kısımlarında. Ganj kenarında ise hostel veya guesthouse tarzı yerler mevcut. Buraların atmosferi çok daha güzel ancak alıştığımız konfor ve lüks standartlarından oldukça uzak.  Ama Ganj nehri, üzerindeki tekneler, ghatlar ve Varanasi siluetini oluşturan tüm unsurlarla dolu muhteşem bir manzarası var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çantalarımızı odaya bırakıp hemen dışarı çıktık. İlk hedefimiz otelin hemen yakınındaki ölü yakılan ghat idi. Resepsiyonda kesinlikle fotoğraf çekmememiz yönünde uyarıldıktan sonra nehir kenarından yürümeye başladık. Bir sürü nehir turu teklif eden, bir şeyler satmaya çalışan, para isteyen Hintlinin arasından sıyrılıp inek pisliklerine basmamaya çalışarak ölü yakılan yere yaklaştık. Peşimize Hindu rahibi kılıklı birisi takıldı. Israrla rehber veya satıcı olmadığını, tek amacının Hindu kültürü ve ölü yakma ritüelinin ayrıntılarını bize anlatmak olduğunu söyleyip duruyordu. Biz ısrarla başımızdan defetmeye çalışsak da yanımızdan ayrılmadı. Daha önce rehberlerden okuyup öğrendiğimiz ve zaten bildiğimiz pek çok şeyi anlatıp durdu. Bu arada 5-6 ceset aynı anda yanıyordu, ortalık küller ve dumanla doluydu. Diğer turistlerle beraber yaklaşık 15 dakika izledik. Arka taraftaki metruk binanın içi ölümü bekleyen yaşlı insanlarla doluymuş. Binanın önünde ise odun yığınları vardı. Ölü yakma yerinden ayrılmaya karar verdik ancak rahip kılıklı adam ısrarla yakılacak insanlar için odun parası isteyip duruyordu. Cebimde bozukluk olmadığı için 100 Rupi vermek zorunda kaldık.Adam yine de çok memnun olmadı ama en azından başımızdan gitti. İlk şaşkınlığımızı attıktan sonra ortama alıştık ve bir daha bu tarz bir tuzağa düşmedik.  Gideceklere en önemli tavsiyem mutlaka cebinizde çok ufak miktarlarda bozuk paralar bulundurmanız. Yanınıza yaklaşan bu tip insanları da kesinlikle defetmeniz ve eğer ısrar ediyorsa hiç dinlemeden ortamdan ayrılmanız.

Ölü yakılan ghattan ayrılıp nehir boyunca yürüyüp sırasıyla tüm ghatları boydan boya yürüdük. Özellikle muson zamanı Ganjın suyu inanılmaz derecede yükseldiğinde buralarda yürümek mümkün olmuyormuş. Her bir ghatın ayrı bir ismi ve özelliği var. Kimisinde dua ediliyor, kiminde çamaşır yıkanıyor, bazı ghatlar sadece bufalolara ait, bazılarında dini tören yapılıyor. Kriket oynayan çocuklar, turuncu elbiseli din adamları, dilenciler, kayıkçılar, satıcılar ve şaşkın şaşkın gezen turistler ile ghatlar tam bir renk cümbüşü.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ölü yakılan ikinci ve daha küçük bir ghatta uzaktan teleobjektifle çektiğimiz bir fotoğraf

Assi Ghat isimli merkez ghata kadar boydan boya yürüdük. Biraz dinlenip bir rikşa ile şehrin arka sokaklarında yer alan Baba Black Sheep isimli ipek şal, örtü ve paşmina satan bir dükkana gittik. Varanasi özellikle ipek dokumaları ile ünlü ve bu dükkanda LP rehberinde oldukça popüler olarak adlandırılıyor. Rikşacımız ısrarlı bir şekilde bu dükkanın çok pahalı olduğunu, kendisinin bildiği çok ucuz ve kaliteli yerler olduğunu söyledi ancak pek itibar etmediğimizi görünce vazgeçti. Zaten tüm rikşa maceralarımız boyunca mutlaka gitmek istediğimiz yerden başka yerlere götürülmek konusunda ısrarlı tekliflere maruz kaldık. Tabiki amaç bizi kendi anlaşmalı dükkanlarına götürüp komisyon almak. Önceden hazırlıklı olduğumuz için kesin ve net ifadelerle reddettiğimizde sıkılıp vazgeçiyorlar.

Baba Black Sheep te son derece rahat ve huzurlu bir şekilde bulunmaz Hint kumaşı örtü ve şalları gördük ve alışverişimizi yaptık. Erkek olarak benim bile çok beğendiğim desenler oldu. Burayı tavsiye ediyorum.

Vakit akşamüstü olduğunda tüm turistlerin ve Hinduların merak ettiği Ganjı kutsama töreni aartiyi izlemek için Dasaswamedh Ghata gitmek için bisiklet rikşaya bindik. Açık havada küfür küfür ilerlerken bir yandan da şaşkınlıkla içinde bulunduğumuz insan selini izliyorduk. Tören başlamasında yakın ortalık iyice kalabalıklaştı. Arka taraftaki Hindu tapınağının balkonunda uzakdoğulu bir turist kafilesiyle beraber aarti törenini izledik. bu tören her akşam yapılıyormuş. Oldukça büyük bir kalabalık da teknelerle denizden töreni izliyordu.

Yaklaşık 1 saat süren tören bittikten sonra yine nehir kıyısından yürüyerek otelimize vardık. Akşam yemeği için hemen yan taraftaki Ganpati Guest House un çatısındaki restoranı tercih ettik. Burada metal tabaklarda ilk Hint yemeğimizi biraz da çekinerek yedik. Mercimek çorbası ve sebzeli börek biraz acılı olmasına rağmen oldukça lezzetliydi. Yeri gelmişken seyahatimiz boyunca mümkün mertebe Hint yemekleri yediğimizi ve hiç mide-barsak problemi yaşamadığımızı belirtmek isterim. Genellikle rehberlerde önerilen yerleri ve müşteri kitlesi özellikle bizim gibi gezginler olan yerleri tercih etmemiz bu duruma katkı sağladı sanırım.

Yemekten sonra otelimize döndük ve ertesi sabahki Ganj turumuzu ayarlayıp sabah 06:00 da resepsiyonda rehberimizle buluşmak üzere anlaşıp odamıza çekildik. İlk günün şaşkınlığı v eyol yorgunluğuyla son derece huzurlu bir uyku çektik.

Bu yazı HİNDİSTAN, Varanasi, Yurt Dışı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Hindistan’a varış–Ganj’ın kutsal şehri Varanasi için 7 cevap

  1. uğur der ki:

    hayatım boyunca “kesinlikle gitmem” dediğim tek yer hindistan(dı). bunda da amerika’da yaşarken yan dairemde oturan ve her gün yaptığı yemeklerle benim midemi kaldıran komşum vardır. yaşamım boyunca bu kadar kötü bir koku duymamıştım. defalarca kendisine bunu söylemem rağmen ne hikmettir bilmem vazgeçmedi bundan. elbette kötülediğimden değil; bu da onların kültürü lakin ben artık çekemez hale gelmiş(di)m.

    son zamanlarda hindistan hakkında o kadar çok blog ve o kadar çok seyahat yazısı okudum ki sanırım artık gitmeden olmayacak diyorum kendime. bu yazıda onu destekler nitelikte işte 🙂 fotoğraflarla beraber çok güzel bir yazının başlangıcı olmuş. sonrasını merak etmiyor değilim hani. teşekkürler diyelim efendim, devamını merakla bekliyorum..

    • sez der ki:

      Buz gibi soğukta St Petersburg’da donarım yine de o “Baharat dünya”ya gitmem der gibi geldi bana 🙂 Aslında biz de çekinerek ve biraz da merakla gittik ama onca yerden sonra bu farklı kültürü daha fazla gözardı edemedik. Maalesef 1 haftaya sadece 6 şehir sığdırabildik. Güneyinin de çok iddilalı olduğunu okuyoruz ve şimdiden veri toplamaya başladık bile. Fotoğrafla da ilgilendiğinizi bildiğimizden farklı lezzetlere ulaşacaksınız emin olun.

      • uğur der ki:

        haha 🙂 aslında tamda onu dedim. ciddi ciddi beni kendinden soğutmayı başaran hintli komşumun da kulaklarını çınlattıktan sonra kalkıp gidersem hindistan’a sanırım bu da benim yüzsüzlüğüm olur. olsun varsın, gezgin ruhu böyle bi’ şey birazda 🙂 (kendim için söylüyorum tabi ki bunu)

  2. özlem soymen der ki:

    ocak ayında biz de hindistan yolcusuyuz.yıllardır gitmek istediğim ama her seferinde rotayı başka ülkelere kaydırdığım gizemli ülke…hindistan…eşim oğlum ve kızımla bu yolculuğu yapacağız …çocuklar biraz endişeli yemekler ve temizlik yönünden…varanaside kaldığınız otelin ismini verebilir misiniz?zafer beyin kitabını birkaç sene önce almıştım.şu an başucu kitabım …kendisiyle de irtibata geçtim sağolsun her konuda çok yardımcı oldu.hindistan a gitmek isteyenler için mükemmel bir kaynak…

  3. papillon der ki:

    Selamlar,
    Şimdiden iyi eğlenceler dilerim. Varanaside Hotel Alka da kalmıştık. Bence manzarası, konumu ve fiyat/performans oranı gayet iyiydi.
    Zaten bu oteli de Zafer beyin önerisiyle bulmuştuk.

  4. Ayşe Arslan der ki:

    Selam…Ayni yolculugu nisan ayinda yapma niyetindeyiz.2 yada 3 bayan olacagiz.nerde kalacagimiz konusunu ogrendik.havaalani otel transferide tamam.otelden ganj a nasil gittiniz?nerde yediniz ictiniz?ganj icin kac gun ayirmaliyiz?bilgi rica ediyorum

    • papillon der ki:

      Ayse Hanim merhaba,

      Eger Varanasi de bizim kaldigimiz otelde kalacaksaniz zaten otel hemen Ganj nehir kenarinda. Oteldekilere sabah erken saatte Ganj nehri turu yapmak istedignizi söylerseniy onlar kayikciyi ayarlarlar. Sabah belirlenen saatte sizi otelden kayikci alir ve direk tekneye götürür. O tur sanirim 1 saat civari sürüyor ve günesin dogusunu teknede izleyebiliyorsunuz. Programinizi tam bilemiyorum ama Varanasinin Ganj kiyisi son derece enteresan. Ölü yakilan yerleri ziyaret edip aksam da kutsama törenini izleyebilirsiniz. Sanirim 2 gün yeterli olacaktir.

      Simdiden iyi eglenceler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir