The largest Greek island: Cretan

Crete we have seen so far was the most compelling of the Greek Islands. Once a very large island. Greece's largest, The fifth largest island in the Mediterranean Sea. Compared to the large surface area of ​​Izmir. Therefore, make sure to research and pre-condition to determine roughly where to visit. Görülecek çok şey var. Biz ancak batı kısmını tamamlayabildik. Moreover, every day at least 2 hour journey by car. First, we determine where we stayed. We thought it would be better to stay somewhere between Chania and Rethymno. Thus, we toured the place to go- It would be easier to return. We stay in Morfa Village is located in the village of Exopoli. ( http://www.morfiislands.com/en/villas-in-crete-island ) 2 storey cottage with a view of houses in Morfa Village site.

IMG_7410 IMG_7411 IMG_7414

 

Pool was very enjoyable especially for children. THYMARI poolside restaurant's menu with rich and very delicious. 10 When we had found the evening Crete. Morfi Village's operator Elena because we thought we could open, The restaurant is normally closed earlier had just waited for us. Fortunately, he did so as well. We should transfer to Athens Aegean Airlines arrive and after cruise from Heraklion Airport where we had our 2 quite tired and we had found time.

The next morning after breakfast in the village of Exopoli we do our grocery shopping. Aile işletmesi olan Stelios Rooms’un sahipleri kızlarımızla çok ilgilendiler. Box games, then ate a huge omelet puzzle appetite.

IMG_7275

We swim in the afternoon on the beach in Loutraki. Loutraki beach was quite volatile. They had so much fun, especially children due to sand.

IMG_7284

While preparing to return, Anthony Quinn movie Zorba dance that we've noticed that the beach near Stavros. We stopped to take a photo only. Although the beach was crowded in the evening.

IMG_7286

IMG_9293

Akşam Chania’daydık. Ev Chania’ya yaklaşık 40 km uzaklıkta olduğu için eve uğrayarak vakit kaybetmek istemedik. Chania oldukça turistik bir yer. Şehir Venedik limanı çevresinde yerleşmiş durumda. Ada, 1645’de Osmanlıların yönetimine geçtikten sonra uzun yıllar müslümanlarla hristiyanlar arasında sıkıntılar yaşanmış. Sonrasında mübadele antlaşmasının ardından adada hiç müslüman kalmamış. Adada müslüman kalmamış, ancak Osmanlı izlerini görmek mümkün. Reigning made in recent years they have maintained mosques and baths are still protected. The deniz fener is located at one end of the harbor still remain from the Ottoman.

IMG_9303 IMG_9306 IMG_9312

IMG_7293 IMG_9324 IMG_9317

After wandering in the bazaar we are trying to find Karnagio restaurant advice LP Tour guides have. We had some difficulty because the surrounding shopkeepers did not know the exact location as. After several trips around the same street, restaurant is marked wrong place on the map, we notice the fact that the harbor. Karnage restaurant to the sea 200 There is a small square meters behind. a charming restaurant in the shade of bougainvillea trees he could no longer call. What we eat it was fun.

IMG_7301

in Crete 3. Today we go down south. South of the island is quite mountainous. You receive path between the cliffs. But way too large not quite smooth. Souda beach was actually a beach exactly as we want. But that was the case did us a chance, I do not know if you always like that, but when we go to the south beach, crazy wind greeted us. The water was cool. The beach was a challenge to sit. We have even heard the sound of each other from the wind.

IMG_9339 IMG_9345 IMG_7309

We ate lunch in a pleasant restaurant Gallini

our evening, We spent the Vamos village. When we go to a mountain village on the Greek island I liked our. it is close to where we were so we wanted to go to Vamos village. Vamos it is not a touristy place. So very friendly. Public to be nested and a joy to chat in the mountain village. It was very nice to watch around the town square of pastry. Children eating ice cream, We drank our coffee, we also talk about the beauty of the surrounding historic buildings.

IMG_7409

Early the next morning he would wake up and go Hora Sfakia. Children do not sleep, we got up our preparations. Eşyaları arabaya yerleştirmek için aşağı indiğimizde bizi kötü bir sürpriz bekliyordu. Kiralık arabamızın camının patladığını gördük.

 

Sanki camın içinden sert bir cisim camı delip geçmişti. Öyle ki koltukların üzeri cam kırıklarıyla doluydu. Durumu kaldığımız sitenin işletmecisi Elena’ya bildirdik. Biraz sonra yerde duran mermiyi farkettik. Elena zaten tahmin etmişti. Karşı köylerden birinden atılmış olabileceğini söyledi. Sonra Yunanistan’da maalesef böyle bir adet olduğunu, insanlar bir şeyleri kutlarken havaya atış yapabildiklerini açıklamaya çalıştı. Olaya hiç yabancı değildik elbette. Our subject was bored C.. We talked to rent a car company. Held minutes after they changed our car. This had cost us half a day. As well as children while playing in front of the house, I try not to think too much if you came to my mind was the thought of such a thing can.

IMG_7329

We changed the plan. Before we went to the southern mountain village of Spili. Restaurant Marie-Costas rabbit stew and lamb chops we ingest.

IMG_7337 IMG_7338

Skinari before to swim, We also suffered the after Damnoni Beach. In both wind very effective when we turned north to Bali route. Bali yan yana yerleşik olan koylardan oluşuyor. Oldukça turistik bir bölge. Birçok otel var. 4. Koy olan Karavostasis plajına yerleştik. All day we were very tired. Arabada oldukça zaman geçirmiştik. O yüzden bu plaj iyi geldi bize.

IMG_7339

Ertesi gün yine erkenden kalktık. Bir gün önceki planı bugüne kalmıştı. Loutro’ya gidecektik bugün. Benim tüm Girit tatilim boyunca en sevdiğim yer Loutro oldu. Loutro’ya karadan ulaşmak imkansız. Zaten en cazibeli yanı da bu bence. Güneyde Hora Sfakia’dan kalkan feribotla gidiliyor Loutro’ya. Hora Sfakia yolu ise oldukça dağlık. Zirvelerde kartallar uçuyor.

IMG_9350 IMG_9352 IMG_9353

Biz ilk feribota yetiştik. Zaten feribot yaklaşık yarım saatte Loutro’ya varıyor.

IMG_9367

Loutro çok çok keyifli bir yer. Her yer bembeyaz otel ve restoran dolu. Ancak suni değil. Son derece samimi bir ortam var.

IMG_7370

Loutro limanının yakınında denize girebileceğiniz küçük koylar var. We, Phoenix Bay’e gitmek istedik. Ancak yürüyerek gitmek için çok dik yokuşlardan çıkmamız gerekiyordu ve çocuklarla zor olacaktı. Biz limanda bilgi almak için birileriyle konuşurken, Zodyak bottan birisi seslendi bize. O da Phoenix Bay’e gidiyormuş.

IMG_7350 IMG_7351

Bizi götürebileceğini söyledi. 10 euro verirsek en azından mazot parasını karşılayacağımızı belirtti. Kabul ettik. Phoenix Bay’e geldiğimizde dönüş için telefon numarasını almak istedik. Yine aynı yöntemle belki bizi geri götürür diye. Kızdı sanırım. Ben taksi değilim, sadece yardım etmek istedim dedi. Neyse ücreti veririz dediysek de ikna olmadı. Sonrasında bizi getiren kişinin koydaki tek tavernada çalışan garson olduğunu yemek yerken farkettik. Arayı düzelttik neyse ki.

Kalbim Phoenix Bay’de geçirdiğim o sakin günde kaldı dersem hiç de abartmış olmam herhalde. Çok sevdim ben. Biz kere kalabalık değildi. O kadar sessizdi ki, çocuklar gürültü yapacak da birileri rahatsız olacak diye aklım çıktı. Sonrasında esas gürültüyü yapan başka çocuklar çıktı. Ağaç gölgesinde serin serin oturmak çok hoşuma gitti. Su çok berraktı. Balıkların ayaklarımızın dibinden derinlere doğru uzaklaşmasını izleyebiliyorduk. Tolga ve Selin kanoyla açıldılar. Selin ilk defa binmişti kanoya ve hoşuna gitti.Buraya gitmeye karar verirseniz erken gidin mutlaka. Sonrasında şezlong bulamayabilirsiniz. Fazla şezlong yok çünkü.

IMG_9372 IMG_7353 IMG_9377 IMG_9378 IMG_9387 IMG_9389

Öğlen aynı koydaki tavernada yemeğimizi yedik. Çok lezzetliydi her şey.

IMG_7358 IMG_7356

Yemekten sonra Tolga bir ara kayboldu. Fotoğraf çekmeye gittiğini düşünürken elinde telefonuyla geri geldi. “Gece burada kalalım” dedi. Önce şaka yapıyor sansam da çok geçmeden ciddi olduğunu anladım. İnternetten kalacağımız odayı bulmuştu bile. Burayı çok sevmiştik gerçekten. Girit’te gittiğimiz diğer plajlar rüzgar sebebiyle keyif vermemişti. Mesafeler birbirine çok uzaktı. Tekrar feribotla geri gidip, yeni yerler arayacağımıza burada kalma fikri mantıklıydı aslında. Ancak çocuklar vardı ve ben gece konaklamak için hiçbir hazırlık yapmamıştım. Sonra fazla bir şeye de ihtiyacımız olmayacağını düşündüm. İdare ederdik bir şekilde. Nitekim öyle de oldu.

Garson bizi Loutro’ya geri götürme fikrine sıcak bakmayınca, sıra geldi yürümeye. Öğleden sonra, hava az da olsa serinleyince patika yoldan yürümeye başladık. Yarım saat yürümüşüzdür herhalde. Çocuklar olduğu için biraz zorlandık. Çağla sağolsun hiç yürümek istemedi, hep kucağımızdaydı. Selin de sohbet ederken yolun nasıl geçtiğini anlamadı bile.

IMG_9396

 

IMG_7369

IMG_9402 IMG_9403 IMG_9408 IMG_9410 IMG_9411

Loutro’da Faros Rooms’da bence uygun bir fiyata kaldık kaldık. Boş oda sanki bizim için ayrılmıştı. Oda oldukça genişti. Sıradan bir otel odasıydı ancak deniz manzaralı balkonu süperdi. Akşamüstü herkes plajlardan odalara dönünce ortalık pek bir hareketlendi. Herkes kendi balkonundan etrafı seyrediyordu. Akşam yemeği için hazırlıklar başlamıştı. Bizim yanımızda eşya olmadığı için hazırlanmak da kısa sürdü. Aslında bazen böyle basit hayatlar yaşamak ne kadar iyi geliyor insana. Doğayla iç içe, olduğun gibi.

IMG_9413

Akşam yemeğimizi Pavlos Restoranda yedik. Izgara karidesi ve ahtapotunu tavsiye ederim.

Ertesi gün sabah Loutro’da bir cafede kahvaltı yaptıktan sonra tekneyle Sweetwater plajına gittik. Bu koyda tatlı su bulunduğu için bu ismi almış. Taşlık olan doğal koyda ağaçların bulunmasının sebebi de alttan geçen tatlı suymuş. Tekneler, Sweetwater plajına gitmek isteyenleri denizin üstüne kurulu olan tavernaya bırakıyorlar. Yani taverna aslında bu koyun bir nevi iskelesi. Mermaid tavern koyda yemek yiyebileceğiniz tek yer. Bu küçücük tavernanın elindeki malzemeye göre günlük menüsü oluyor ve bence harikalar yaratıyorlar. Bu kadar insanı, o küçücük mutfakla ağırlamak kolay iş değil. Akşam feribot saatinizi beklerken yine bu tavernada oluyorsunuz.

IMG_9428 IMG_9439

Sweetwater plajı oldukça geniş. Ancak ortadan ikiye ayrılmış gibi. Çünkü koyun uzak yakasındaki alan Nüdistlere ait. Yani çıplaklara. Nüdistler genellikle çadır kurmuşlardı. Son derece özgür bir şekilde plajdan faydalanıyorlardı. Koy çok uzun olduğu için hiç karşılaşmamanız da mümkün. Kimse rahatsız olmuyor yani. Koyun belli yerlerinde bazı uyarılar dikkatinizi çekebilir. “Dikkat! Bu alanda çocuklar var, uygun giyinmelisiniz” gibi.

IMG_9426 IMG_9429 IMG_9434IMG_9445 IMG_9450 IMG_9452 IMG_9456

Güzel geçen bir diğer günün sonunda nihayet eve varabildik. Loutro çok iyi geldi bize. Akşamımızı merak ettiğimiz Rethimno’da geçirdik.

IMG_9463IMG_9468IMG_9472Rethimno da tıpkı Chania gibi Osmanlı izleri taşıyor. Oldukça hareketli bir liman. Gezebileceğiniz çok dükkan ve yemek yiyebileceğiniz çok şık restoranlar var.

IMG_9480 IMG_9479 IMG_9481 IMG_9484 IMG_9485

Biz yemek için Raki ba raki’yi tercih ettik. Karşılıklı bakan iki restoran da aynı işletmeciye aitmiş. Dekorasyonu çok hoşuma gitti. Zaten tripadvisor’ın da önerdiği restoranlardandı.

IMG_9490 IMG_9492 Ankara’ya dönmeden önceki son günümüzde Elafonisi’ye gitmek istedik. Elafonisi Girit’in dünyaca bilinen plajlarından. Adanın en batı ucunda bulunan plaj gerçekten bir doğa harikası. Su yer yer yükselirken, yer yer de öyle sığ kalıyor ki lagunlar oluşuyor. Kum incecik, deniz turkuaz rengi. Ancak denizde yüzmek biraz zor. Derinlere ulaşmak için denizin içinden çok yürümek gerekiyor. Tam çocuklara göre.IMG_7393IMG_7395IMG_7396IMG_9509IMG_9510IMG_9515IMG_9523

Neredeyse 2 saatte vardık Elafonisi Plajı’na. Plaj çok rağbet gördüğünden, erken gitmeye çalışın. We are at the 10 civarı oradaydık. Boş şezlong oldukça fazlaydı. Yarım saate kalmadan şezlonglar dolmuştu ve çok geniş alana sahip plajda, insanlar oradan oraya koşturarak şezlong yarışına girmişlerdi.

Plaj çok güzeldi güzel olmasına, ancak biz sadece 2 saat dayanabildik. İnanılmaz rüzgarlıydı. Plaj adanın burun kısmında bulunduğundan, arkamızda rüzgarı kesecek ne bir dağ, ne de bir tepe vardı. Şapkalar havada uçuştu tabi. Hatta bazen çocukların kova kürekleri. Dayanmaya çalışsak da rüzgarla beraber havalanan kumlar bizi çok rahatsız etti. Kumlar ayaklara öyle hızlı çarpıyorlardı ki, çocuklar isyan etti. Canları acıdı resmen. Sakin bir günde eminim çok eğlenirlerdi.

Eve dönüşümüz erken olunca, havuz keyfi şart oldu. Çocuklar bayıldı bu duruma tabi. Bize de iyi oldu aslında. Arabaya binmediğimiz, yol almadığımız sakin bir öğleden sonramız oldu. Akşam yemeği için Vamos Köyü’ndeki Parasia Rakadiko’ya gittik. Burası tam bir köy tavernası. Çok otantik, bir o kadar da samimi. Üstelik canlı müzik de var. Daha ne isterdik ki? Mizitra peynirli kuzu tandırı kesinlikle tavsiye ediyorum. Ballı soslu tavuklu salata da aklımda kalan diğer bir lezzet bombası. Ev şarabımızı da içip, müziğin keyfini çıkarttıktan sonra tam kalkacaktık ki masaya tatlı ikramları geldi. Yunan tavernalarının hemen hemen hepsinde tatlı, dondurma gibi ikramlar sunulduğunu biliyoruz. Bu seferki başkaydı. Küçük tabaklarda 6-7 çeşit tatlı birden geldi. Doyumluk değil, tadımlık. Görsel şölenin yanı sıra lezzetleri de güzeldi.

IMG_7407 IMG_7408

 

Son gün havaalanına gitmeden önce Heraklion’u da görelim dedik. Pek bir numara yok açıkçası. Küçük bir alışveriş caddesi var. Bildiğin büyük bir şehir. Merakımızı gidermiş olduk.

IMG_7415 IMG_7416 IMG_7419 IMG_7420 IMG_7421 IMG_7422

Tabi her güzel şeyin bir de sonu oluyor. 1 haftalık Girit tatili böylelikle tamamlanmış oldu. Her zamanki gibi güzel anılar bıraktı. Yazının başında da bahsettiğim gibi adanın doğu kısmını göremedik. Buna rağmen arabayla çok fazla yolculuk ettik. Ben küçük adaları daha çok seviyorum. Her şey elinin altında gibi oluyor. Daha çok dinlendiğimi hissediyorum. Girit fazlasıyla büyük bir ada. Ama size çok şey sunuyor. Loutro’da, hazırlıksız geçirdiğimiz 2 günü ömrüm boyunca unutmam. Benim kadar kontrollü birisi için çılgınlık bile sayılabilir. Loutro kesinlikle görülmeli. Even 2-3 gün kalırsanız daha keyif alırsınız bence. Yunanistan’ın yemekleriyle ilgili bağımlılık yaptığını söylersem, abartmam herhalde. Her yaz Yunan adalarına gitme isteğimizin nedenlerinden birisi de kesinlikle yemekleri. Bol porsiyonlu deniz ürünleri, balıklar, zeytinyağının tadını aldığınız salataları her sene çağırıyor bizi. Girit’i bir de, Selin’le Çağla’ya arkadaş olan 2 minik köpek yavrusuyla hatırlayacağım. Her sabah ve eve geldiğimiz her akşam koşarak karşıladılar kızları. Yorucu geçen her günün sonunda, sırf köpeklerle oynayacaklar diye eve dönmek için can attılar. Aradan 4 ay geçti ve hala özlediklerini söylüyorlar. Kara ve Minnoş’a da selam olsun o zaman, şansları açık olsun.IMG_9544

If you find worth sharing ...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn
Posted in Cretan, GREEK ISLANDS, Abroad | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment