Agra to Jaipur: Meeting with Kocaoğlan

Bol itiş kakışlı, sıra olmaksızın birbirinin önüne geçmek suretiyle ve bilet satan adama sesini duyurma çabalarından sonra Papillon Jaipur’a hareket edecek ilk tren için biletleri 3-4 TL gibi komik bir fiyata satın almıştı. Elimizde biletler, trende iyi kompartmanlarda boş yerlerin olacağı umuduyla beklerken istasyona sonradan adının James olduğunu öğreneceğimiz iri cüsseli siyahi arkadaşımız nam-ı diğer “Kocaoğlan” girdi. İri yarı arkadaşımızın taşıdığı küçücük kabin valizi bir sağa bir sola savrulurken, sanki saunadan yeni çıkmış imajını veren termal eşofmanlı  Kocaoğlan şaşkın Hintli bakışlara aldırış etmeden bize doğru yöneldi. Trenin rötarlı olduğunu öğrendikten sonra o da diğer tren için bir bilet edindi ve beraber beklemeye başladık. Kocaoğlan ABD’nin Tanzanya Büyükelçiliğinde çalışıyormuş ve tatil için Hindistan’daymış. Tanzanya seyahatimizden bahsettikçe tanıdık bir şeyler duymanın verdiği rahatlıkla olacak ki Kocaoğlan’ın yüzündeki endişeden eser kalmamıştı. 1 saat kadar süren bekleyişten sonra gelen trene yöneldik ve general class’ın olduğu vagona doğru yürümeye başladık. Bu sırada sağımızdan solumuzdan koşturan paspal Hintli gençler şüphesiz aynı vagon için yer kapabilmek umuduyla can hıraş koşuyorlardı. Bizse birbirimizden destek alarak sakin adımlarla ama endişeli ilerliyorduk. Derken Kocaoğlan durumun vahametini iyice anlamış ve elimizdeki biletlerin gerçek anlamda o vagona ait olduğunu kavramıştı. Hatta bu durumu sürekli olarak “General general general!!?? How possible?” diye sorguluyordu. Vagona geldiğimizde bırakın seyahat etme konforunu içine girmenin bile imkansız olduğunu gördük. Hatta Kocaoğlan bu sahne için seyahatin sonunda benim şaşkınlık taklidimi yapacak ve suratımı asla unutmayacağını söyleyerek kahkaha atacaktı. Dilimin ucuna gelmesine rağmen “Hadi ben bir bayan olarak korktum ama sana ne oluyor?” diyemedim. Meğer o dev adamın içinde bir kedi gizlenirmiş. Şansımızı zorlayarak ama ne olursa olsun o trende seyahat edecek olmamızı çoktan kabullenerek herhangi bir vagona daldık. Kocaoğlan ürktü ve gülerek bizi takip edeceğini söyledi. Boş olan yerleri sorgularken birkaç vagon arası yürüyüşten sonra 3 kişilik boş bir yer bulduk ve karşılıklı oturduk. 1,5 saat kadar oturduğumuz yeri koruduk. Bu süre içinde Kocaoğlan düştüğü duruma gülerek cep telefonuyla vagonu görüntüledi. Bu fotoğrafları arkadaşlarına yolladı ve bize de mail attı.

Derken bizimkini kaldırdılar ve oturduğu yerdeki ranzayı kurdular. 3 kişi hemen yerlerini kaptıkları gibi boylu boyunca uzandı. Biz de, “Siz de kalksanız artık” diyen bakışlar sayesinde durumu anladık ve ayağa kalktıktan sonra nispeten konforlu yolculuğumuz bu noktada birden değişiverdi. Kondüktör trende hiç yer olmadığını söyleyince iyice sinirlerimiz boşalmış olacak ki halimize gülmekten başka elimizden bir şey gelmiyordu. Daracık koridorda ayakta durmak anlamsızdı artık. Zaten herkes 9’da uykuya çekildi. Biz de kendimizi vagonların bağlantı noktalarından birinde buluverdik. Ben daha fazla ayakta duramadım ve çantamı feda ederek üzerine oturdum. Papillon da aynı şeyi yaptı. Kocaoğlan ise yol boyunca elinde minik valiziyle ayakta dikildi. Yolculuğumuz yanımızdaki kapıları açarak sigara içenlerle sohbet ederek, ara sıra kendiliğinden açılarak içeri buz gibi hava girmesini sağlayan o kapıları kapatarak, trende yemek dağıttıktan sonra tüm plastik tabak, çatal, yemek artığı ne varsa hepsini hemen yanı başımızdaki tren boşluğundan olduğu gibi aşağı atan görevlilere şaşkın şaşkın bakarak geçtiii gittiii. Nihayetinde Jaipur’a varmıştık. Zor olmuştu ama çok üstünde durmadık. Galiba iyi bir gezgin olma yolunda bir adım daha atmış olduk…

İstasyondan çıkınca “Pre-paid taxi” yazan büfe tipi yere yöneldik. Saat artık gece yarısıydı ve bilmediğimiz bir şehirde en güvenilir ulaşım yolu böyleydi. Otelimiz için ödememiz gereken parayı ödedik ve Kocaoğlan’la vedalaştıktan sonra rikşacı bizi otelimize bıraktı. Yorgunluğun üstüne Hindistan şartlarına göre konforlu otelimiz ilaç gibi geldi ve güzel bir uyku çektik. Ertesi gün tesadüfen binmediğimiz trenin tam 4.5 saat rötar yaptığını öğrendik ve erken gelip otelde uyumanın çektiğimiz sıkıntıya değdiğini düşündük…

Bu yazı Agra, Jaipur kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir