Strazburg, Alsace Köyleri ve Heidelberg

Nereye gideceğimi bilmeden hazırlandığım ilk gezi oldu bu. “Yağmurlu olacak, şemsiyeni unutma” dedi sevgili. İşin gizemini bozmak niyetinde olmadım hiç. Yoksa ne yapar eder öğrenirdim gideceğimiz yeri. Son 1 haftayı heyecanla geçirdim, keyifle hazırladım valizimi. Önce İstanbul, sonrasında da Stuttgart’a uçtuk. Stuttgart’a inip araba kiralayınca tahmin etmeye başladım artık. Çoook gitmek istediğim Alsace bölgesini görecektik.

2 saatlik araba yolculuğu sonrası Strazburg’daydık. Eşyaları odaya bırakır bırakmaz attık kendimizi sokaklara. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi ciddi kurumları içinde barındıran Strazburg’un bu kadar ilgi çekici olabileceğini tahmin etmezdim. Çok keyifli bir şehir. Ren nehrinin kollarından birinin şehirden geçmesi ayrı bir romantizm katmış. Özellikle Petite France şehrin en önemli noktası.

petite france

Strazburg’a kadar gelmişken mutlaka yapılması gereken bir şey var: Nehir turu. Batorama firmasının üstü açık tekneleriyle bu tur yaklaşık 50 dakika sürüyor. Bu süre önce bana fazla gibi gelmişti; ama değilmiş. Nedense birkaç belli yer dışında geri kalanının o kadar da görmeye değer olmayabileceğini düşünmüştüm. Öyle değilmiş tabi. Nehrin geçtiği her köşe, her sokak ayrı güzel. Beklentim neden bu kadar düşüktü bilemiyorum ama durum böyle olunca şehir bana hep güzellikler sundu.

Nehir gezisi boyunca kadrajıma takılanlar:

nehir gezi nehir gezi2 nehir gezi3 nehir gezi4

Yorgunluktan nehir gezisinde uykuya savaş açtık resmen. Sonrasında tüm günü Strazburg sokaklarında geçirdikten sonra hayli yorulmuştuk artık. Ertesi günü Alsace bölgesindeki tam 7 köyü gezerek geçirecektik.

katedral strazburg strazburg2

Kaldığımız Hotel Maison Rouge ortalama bir oteldi. Odası çok geniş değildi ancak lokasyon açısından merkezde olmasıyla süperdi.

Obernai

Sabah erkenden yola çıktık. İlk durağımız Obernai oldu. Bulduğumuz hayli eski bir pastanede kahvaltı yaptık. Çikolatalı croissant ve kahvesi süperdi. Pastane eskiydi ancak müşteri trafiğinden bilindik bir yer olduğunu anlamak mümkündü.

Obernai şehir merkezi 1 saatte kolaylıkla gezilebilir. Diğer köyler kadar kalabalık değildi. Bu bölgeye ait bisküvilerin ve nougatların satıldığı dükkanları sıklıkla görüyorsunuz. Bu bölgede en çok göreceğiniz bir diğer şey de; leylek figürü. Çatılarda, elektrik direklerinin tepelerinde ve hatta yolda arabayla giderken sıklıkla leyleklere rastlayabilirsiniz. Dolayısıyla hediyelik eşya dükkanlarında da kullanılan ana tema leylek olmuş.

leylek leylek2 nougat obernai2

Mittelbergheim

İkinci durağımız Mittelbergheim oldu. Aslında köyde fazla dolaşmadık. Bu köy şarap tadım evleriyle ünlü. Biz de Lonely Planet rehberimizin önerdiği Domaine Gilg tadım merkezini gezmek için bu köye uğradık.

Alsace bölgesi olduğu gibi üzüm bağlarıyla kaplı. İster düzlük alanda olsun, isterse eğimli yol boyunca gördüğümüz manzara şundan ibaretti.

uzum

Mittelbergheim’da, şarapları tadabileceğiniz evlerin alt katları şarap yapımı için ayrılmış. Gezebiliyorsunuz. Sonrasında bu bölgeye ait Pinot Noir şaraplarının tadına bakıp çok uygun fiyatlara satın alabilirsiniz. Ancak ayrı ayrı paketlemelerini söylemeyi unutmayın. Yoksa valizinizde patlayıp beyaz gömleklerinizi kıpkırmızı yapabiliyorlar. Sonrasında yaşadığınız sıkıntı ve verdiğiniz kuru temizleme ücreti şarapların fiyatını aşıyor. Bugüne kadar defalarca marketlerden aldığım şarapları kıyafetlere sararak taşıdım. Hiçbir şey olmadı. İlk defa şarap tadım evinden paketlenmiş bir şekilde teslim aldığım şarap patladı. Neyse ki sadece bir tanesiydi.

mittelbergheim mittelbergheim2 mittelbergheim3

Haut Koenigsbourg Kalesi

Haut Koenigsbourg Kalesi, Alsace bölgesinde görebileceğiniz görkemli bir kale. Oldukça yüksekte bulunuyor. Yol manzara açısından enfes. Bizim gibi kalenin dibine kadar gidip, içini gezmeden dönen oluyor mudur bilmem. Ama yetti işte bize. Ne yapalım zaman sınırlı. E ne diye o kadar yolu gittiniz dersen, merak işte. Yakından gördük kaleyi.

bahce kale

Bergheim

Aslında içinden şöyle bir arabayla geçip çıkacaktık. Öyle olmadı. Ben çok sevdim Bergheim’ı. Birkaç fotoğraf çekeyim diye arabadan indim. Hemen geri dönemeyince sevgili eşim arabayı parketti ve başladık yürümeye. Nasıl sessiz, nasıl dingin bir yer. Birkaç restoran vardı gördüğüm. Bahçelerinde oturan insanlardan gelen kahkaha sesleri vardı. Yemek yemeyi bir sonraki köye sakladığımız için sadece yürümekle yetindik Bergheim’da. Siz öyle yapmayın. Bu köyün keyfini çıkarın. Diğerleri bu kadar sakin olmayacak çünkü.

bergheim bergheim2 bergheim3 bergheim4 bergheim5

bergheim6

Ribeauville

Ribeauville oldukça kalabalık bir köydü. Türk gruplara da sıklıkla rastladık. Yemek yemek için Tripadvisor’dan bir restoran seçmiştik aslında. Ancak Honfleur’da başımıza gelenle tekrar karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Fransa’da çoğu fine dining restaurant öğlen saat 1-2 gibi kapanıyor ve akşama kadar açılmıyor. İstediğimiz restoranda yemek yiyemeyince pastaneden sandviçlerimizi ve içeceklerimizi aldık. Satıcı Türk olduğumuzu anlayınca bize bir de o yöreye özgü kek hediye etti sağolsun. Kendisi de Türkmüş. Güzel bir meydanda, güzel bir bankın üzerinde karşımızdaki çeşme manzarasıyla afiyetle sandviçlerimizi yedik. Çok da keyif aldık.

ribeauville ribeauville2 ribeauville3 ribeauville4

Riquewihr

Bazı köyler arası o kadar yakın ki (15 dakika kadar) tüm bu turu bisikletleriyle yapan insanlar gördük. Zaten rota belli olduğu için sıklıkla aynı kişileri bir diğer köyde de görmek mümkün oluyor. Riquewihr de oldukça turistik köylerden. Fazla kalmadık burada. Küçük bir cafede oturup roze şarabımızı yudumladık.

riquewihr riquewihr2 riquewihr3 riquewihr4 riquewihr5 riquewihr6

Kaysersberg

Bergheim’dan sonra en sevdiğim köy Kaysersberg oldu. Diğerlerine göre daha yeşil ve daha bir yaşanılası geldi. Özellikle nehre bakan evlerden biri olursa çok sevinirim.

kaysersberg kaysersberg2 kaysersberg3 kaysersberg4

Colmar

Ve en sonunda görmeyi en çok istediğim Colmar’daydık. Gece burada konaklayacağımız için gezmek için bol bol vaktimiz vardı. Şu ana kadar gördüğümüz ve sevdiğimiz tüm detayları Colmar’da bulmak çok güzeldi. Renkli evler, bol bol çiçekler, nehir manzarası, romantik sokaklar, şık dükkanlar ve hepsi…

Otele varıp, yemeğimizi yedikten sonra çoktan akşam olmuştu. Colmar akşamları da hareketli ve ışıl ışıl. Kısa bir gezinti yaptık. Nehir ve evlerin manzarasını birarada görebileceğiniz Little Venice’i bir de akşam görmelisiniz.

little venice little venice2

Ertesi gün kahvaltımızı kapalı bir pazar yerinde yaptık. Marché couvert de Colmar eski bir pazar. Taze sebze, meyve, balık, envai çeşit peyniri, çiçekçileri bu pazarda bulabilirsiniz. Aynı zamanda yemek yiyebileceğiniz ve bir şeyler içebileceğiniz küçük büfe tarzı yerler mevcut. Her gittiğimiz yerde eğer bu tarz pazarlar varsa uğramaya çalışıyoruz. Çünkü buralarda hayat doğal akışında gidiyor. O şehirdeki yaşamın bir ucundan tutunmuş olduğunuzu hissediyorsuınuz.

pazar

Akşam gördüğümüz Little Venice gündüz de elbette cezbediciydi. Şehrin en güzel manzarası bence burası.

colmar little venice3

Gondol tipli küçük kayıklarla 20 dakikalık nehir turu yapabilirsiniz. Strazburg’daki kadar kapsamlı değil ama çok keyifli. Bizim bu seyahatimizi keyifli yapan biraz da İran asıllı olduğunu öğrendiğimiz sempatik arkadaştı. Bir yandan dar kanallarda kayığı idare etmeye çalışıyor, bir yandan bizi güldürmeye uğraşıyordu. Bir ara hem kayığı idare etti, hem de bizim fotoğrafımızı çekmeye çalıştı. Zira ortaya müthiş gizemli, bulutumsu fotoğraflar (!) çıkardı. Bu gezinin bir kısmında sessiz olmanız söylenecek size. Nehir kenarında, mütevazi ama bana kalırsa çok keyifli evlerinde yaşayan insanları rahatsız etmemek için yapılıyor bu. Çünkü nehrin bu bölgesi aslında onların malı sayılıyormuş. İlginç geldi bize.

colmar2 colmar3 colmar4 colmar5

Colmar’daki nehir turunda daha önce hiçbir yerde okumadığım şeyler anlattı sempatik arkadaş. Eskiden maviyle boyanan evlerde balıkçılıkla uğraşan birinin oturduğu, kırmızı boyalı olanlarda kasapların, sarılarda hayvancılıkla ve yeşillerde de çiftçilikle uğraşanların oturduğu anlaşılırmış.

Bir diğer ilginç olan renkli evlerin, yine renkli panjurlarındaki simgelerle ilgili. Bazı evlerde panjurların orta kısımları minik bir kalp şeklinde oyulmuş olarak duruyor. Bu boş kalp simgesi, o evde evlenmeye hazır bekar bir genç kızın bulunduğunu gösterirmiş. Sonrasında genç kız evlendiğinde bu oyuk arkadan tahta ile kapatılırmış. Ne hoş bir detay.

kalp panjur

Nehir turu sonrası 1 saat kadar daha dolaştık sokaklarda. Sonrasında anladık ki tüm günümüzü Colmar’da geçirmek mantıksız olacaktı. Stuttgart’tan döneceğimiz için ufak bir araştırma sonrası Stuttgart’a da fazla uzak olmayan Heidelberg’e gitmeye karar verdik.

Heidelberg

Heidelberg Almanya sınırlarında bulunuyor. Almanya’nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Üniversitesi’nin bulunduğu yer. Etrafta zaten çok fazla öğrenci vardı.

Çok düzenli olduğunu düşündüğüm Heidelberg nehrin kıyısında bulunuyor. Nehirde kuğular yüzüyor, kanolar yarışıyor. Üzerinde eski bir köprü var ve bu şehre çok anlam katmış bence. Köprünün bir tarafında çok az ev varken, diğer tarafı çok neşeli görünüyor. Aslında çok küçük bir şehir. Ama ilginç bir şekilde cezbedici.

heidelberg heidelberg2

Tepede görkemli bir kalesi bulunuyor. Çıkmayı planladığımız ancak sonrasında karanlığa kalmak istemediğimiz için çıkamadığımız kale aklımızda kaldı. Şehir, bu kaleden çok güzel görünüyor olsa gerek. Ankara’ya döndüğümüzde basit bir teleferikle çıkılabildiğini öğrendik ve tabi ki neden orada sormadık diye yıkıldık. Fırsatınız olursa siz çıkın.

heidelberg kalesi

Upuzun bir alışveriş caddesi var. Sağlı sollu bulunan bir sürü mağaza ve cafe etrafı neşelendirmiş. O gün havanın sıcak olması da etrafı daha bir hareketlendirmişti sanki.

Sonuçta Almanya şartlarında Mayıs ayında dondurma kuyruğunun olması her zaman görülmüyordur.

heidelberg3 heidelberg4

Heidelberg gezinin sürprizlerindendi. Ancak akşam otel için Stuttgart’a gittiğimizde gezimizin henüz sona ermediğini vurgulayan başka bir sürpriz bizi bekliyordu. Hotel Am Park, ismi gibi güzel birer süs havuzu olan parkın yanı başındaydı. Hava kararmak üzereydi ama her yerde kuşlar cıvıldaşıyordu. Yakınlarda bir yerlerde yemek yiyebileceğimiz bir yer var mıdır diye telefondan araştırırken 200 metre ötemizde bir Biergarten olduğunu öğrendik. Açık hava Biergartenda ne yazık ki yiyecek bir şey kalmamıştı ama hoş bir atmosferi vardı. Dev ekran televizyonda Almanya kupa finali maçı vardı. Serin hava eşliğinde biralarımızı yudumlarken her zamanki gibi gezinin kritiğini yaptık. En sevdiğimiz köy, en sevdiğimiz yemek, en çok güldüğümüz an derken gezimizi tamamlamıştık artık. İyi ki gelmiştik. İyi ki bu güzellikleri yaşayabiliyorduk. Ve çok değerlim: İyi ki sen vardın…

paylaşmaya değer bulduysan eğer...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn
ALMANYA, Alsace, Colmar, FRANSA, Heidelberg, Strazburg, Yurt Dışı kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın