Bir Kış Masalı: Helsinki – Tallinn 4. gün

2014’ün son gününde elimizde Lonely Planet rehberimizle birlikte Tallinn sokaklarında yürümeye başladık. Özgürlük meydanında gece için hazırlıklar başlamıştı çoktan.

meydan

Merdivenlerden yukarı doğru tırmandığımızda Kiek in de Kök kulesi karşıladı bizi. 1475’de yapılan kule savaşlarda zarar görmüş ancak hiç çökmemiş neyse ki. Kulenin tepesine çıktığınızda tüm Tallinn manzarası önünüze seriliyor. Bu şehre kar gerçekten çok yakışıyor.

kiek in de kok

kiek in de kok2

kiek inde kok3

Kulenin önünde fotoğraf çektiren gelinle damada el salladıktan sonra yürüyüşe devam ettik.

gelin damat

Alexander Nevsky soğan şeklindeki kubbeleriyle dikkat çekici bir katedraldi. Selin’le birlikte sessizce içeri girdik ve biz de kendi bildiğimiz şekilde ailemiz için dua ettik.

alexander nevsky

Katedralin çevresindeki yollar yürüyüş için çok zevkliydi.

tallinn

tallinn3

tallinn2

Hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu dar sokaktan geçince Toompea Hill olarak da bilinen tepeye geldik. Kiek in de Kök’e çıkmak istemeyenler için bu tepeden görülecek manzaranın da enfes olduğunu söylemek isterim.

tallinn5

Uzun yürüyüşümüze akşama kadar devam ettik. Papillon’un önderliğinde geçen bu tur yemek ve dinlenme molalarıyla tüm günümüzü aldı.

talinn6

tallinn7

tallinn8

tallinn9

tallinn10

tallinn11

Yürümek istemeyenler için ana meydandan her yarım saatte bir kalkan mini trenler turistleri bekliyor.

tallinn12

Çevresinde tek katlı binaların olduğu bu sevimli minik avluya bayıldım. Bogapott adlı cafeye ait avluda, yine kendilerine ait olan seramik ve hediyelik eşya dükkanı vardı. Fotoğraf çekmek için izin istedik ve kısa bir mola vermiş olduk.

tallinn13

tallinn14

Bogapott’un karşısındaki cafeye tesadüfen oturduk. Yediklerimiz gayet güzeldi ancak aklımda yemeklerden çok bol bol güldüğümüz saatler kalmış.

cafe

Bir gün önce yemek yediğimiz pizzacının ismini not etmeyi unutmuştuk. Önünden geçince bu fırsatı kaçırmadık. Küçük ama çok samimi bir mekandı.

pizzaci

Çocuklar için boyama kitaplarının ve dergilerin olması ufaklıkları oldukça oyaladı. Gitmeden önce yaptığımız ufak araştırmada “Çocuk dostu pizzacı” olduğu yazıyordu zaten. Ancak sonraki günlerde yemek yediğimiz yerlerin tutumundan da genel olarak çocukları önemsediklerini gördük. Bir tanesinde çocuk menüsünün arkası tamamen boyama alanı olarak ayrılmıştı. Ortaçağ konseptli Olde Hansa adlı restoranın boyama sayfası için ayırdığı resim de o döneme ait karakterlerdi. İnce düşünülmüş detayları seviyorum.

olde hansa

olde hansa2

Ana meydana çok yakın bir buz pisti alanı var: Harju İce Rink. Buz pistinde kayan çocukları izlemek eğlenceliydi.

harju ice rink

harju ice rink2

Eve gitmeden önce Town Hall Square ‘de biraz daha vakit geçirmiştik. Yılın son günüydü. Gecenin hareketli geçeceği şimdiden belliydi.

town hall square

St. Catherine’s Passage mutlaka görülmeli. Taş duvarların arasındaki dar sokakta sanat atölyeleri ve birkaç restoran bulunuyor.

st catherine passage

St Catherine’s Passage’dan geçtikten sonra otele gitmeye karar verdik. Geceyarısı kutlamalarına kadar şömine başında vakit geçirdik. Hoş şarkılar eşliğinde çok sakin, dingin ve huzurlu bir akşamdı.

somine

Gece saat 00:00’a doğru sokakta hareketlenmeler başlamıştı bile. Çocukların uyumaası8 için son saatlere doğru çok çaba gösterdim. Çok uykuları gelmişti ama onlarsız yeni yıl eğlencesi olmazdı. Tallinn’e kadar gelmişken havai fişeği sesleri içinde uyumak hiç olmazdı.

Town Hall Square oldukça kalabalıktı. Sahnede dans gösterileri devam ediyordu. Alkol oranı yüksekti ancak hiçbir taşkınlık gözlemlemedik. 10’dan geriye doğru hep beraber saydıktan sonra arka arkaya havai fişekler patlamaya başladı. Herkes sevgi yumağı şeklinde birbirine sarıldı.  Havai fişek gösterisi Tallinn’in birkaç farklı noktasından aynı anda atılıyordu. Gökyüzü ışık oyunları içinde aydınlanıyordu. Atılan havai fişeklerin haddi hesabı yoktu. Yaklaşık 1 saat sonra odamıza döndüğümüzde hala sesleri geliyordu.

Işıl ışıl, harika bir gecenin ardından gezimizin son gününe gelmiştik. Tüm yorgunluklar ve bol soğuklu günlerin ardında kalan unutulmaz anılar oldu…

new year

new year2

new year4

new year5

new year6

new year7

paylaşmaya değer bulduysan eğer...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn
ESTONYA, Tallinn, Yurt Dışı kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir Kış Masalı: Helsinki-Tallinn 3. gün

Ertesi gün Tallinn için otelden ayrıldık. Tramvayla çok ucuza ve kolaylıkla limana gittik. Limana gittiğimizde inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Sanki tüm Helsinki Tallinn’e gidiyordu. Noel zamanı olduğundan gidenlerin çoğunu bizim gibi turistler oluşturuyordu. Ancak ucuz olduğu için Tallinn’den alışveriş yapan Helsinkili de çokmuş.

Gemi oldukça büyüktü. Sanırım 7 katlıydı. Kamaraların dışında geminin 2 katında da vakit geçirebileceğimiz cafeler vardı. Ancak o kadar kalabalıktı ki oturacak tek bir yer bile bulamadık. İnsanlar koridorları, cam önlerindeki boşlukları bile doldurmuşlardı. Gördüğümüz bir görevliye derdimizi anlatınca bizi yönlendirdi. Söylediği yere gittiğimizde oturma alanının bomboş olduğunu görüp şaşırdık. Sonra bu alanın ücretli olduğunu gördük. Kişibaşı 10 dolar gibi gayet makul bir fiyata buraya oturduk. Açıkbüfe tatlı, meyve ve kahve servisinden faydalandık. Bence verdiğimiz paraya kesinlikle değdi. Eziyet çekmeye hiç gerek yok. Tek sıkıntımız kar fırtınası sebebiyle yolculuğun son saatinin sallantılı geçmesiydi. Çocuklar bile dayanamadı. Biz oturduğumuz koltukta, onlar bizim kucağımızda Tallinn’e vardık.

tallinn gemisi

Gemi yolculuğumuz yaklaşık 2 saat sürdü.  İndikten sonra tuttuğumuz evin anahtarını, ev kiralama şirketinden almak üzere taksiye bindik. Ancak yanlış taksiye binmiştik. Bize biraz pahalıya patladı. Eğer taksi tutacaksanız binmeden aracın kapısında yazan ücrete dikkat etmenizde fayda var.

Tallinn’in merkezine geldiğimde inanılmaz mutlu oldum. Manzara müthişti. İri ama usul usul yağan karın altında Tallinn şehir merkezi (Old Town) harika görünüyordu. Her yer film seti gibiydi. Gelmeden önceki araştırmalarımızdan Tallinn’ in çok güzel bir yer olduğunu biliyordum. Bence daha fazlasıydı. Kar bir şehre ancak bu kadar yakışırdı. Binalar, sokaklar, dükkanlar çok özenliydi. Turistik olması adına hiçbir yapaylık yoktu. Tam aksine canlı, yaşayan ve olduğu gibi korunmuş bir şehir merkezi vardı karşımızda.

Karlara bata çıka yürüdük yollarda. O kadar keyifliydik ki gemideki mide bulantımızdan eser kalmadı. Daha kalacağımız eve adımımızı atmadan, belki kar bir daha yağmaz diye düşünerek başladık fotoğraf çekmeye.

kizlar

tallinn old town

Evin bulunduğu apartman meydana sadece 3 dakika uzaklıktaydı. Yüksek demir kapısından girdiğimizden itibaren her şey eskiydi. Merdivenler ahşaptı . Bina tadilat görmesine rağmen yıpranmışlığı belliydi.  Oturanlar belki bu kırık döküklükten sıkılmışlardır ancak ben şehirle bütünleşen bu apartmanı çok sevdim.  Eve girdiğimizde ise, apartmandan farklı olarak evdeki her şeyin yeni olduğunu görüyorduk. Ancak ortaçağa uyumlu seçilen detaylar sayesinde ev de şehirle bütünleşmeyi başarmıştı. Aslında evden çok oda demek daha doğru olur herhalde. Çünkü ev uzunca bir oda ve bir banyodan oluşuyordu. Odanın büyüklüğü 20 m2 civarındaydı. Bebek yatağı ekletmemize rağmen 4 kişi için oldukça yeterli bir odaydı. Özellikle şömineli bir yer tutmak istemiştik. Buradaki şömine de bizi kalbimizden vurdu diyebilirim. Her gün yakarak şöminenin hakkını verdik. Mutfak malzemeleri oldukça yeterliydi. Banyodaki yerden ısıtma çok mantıklıydı. Evi tuttuğumuz şirketin birçok kiralık evi var. Biz Viru caddesinde olan evde kaldık. Diğerlerine de bakmak isterseniz www.apartmentestonia.com/room_category/old-town/ adresine bir göz atabilirsiniz.

EV

ev5

ev3

ev4

Viru caddesi merkezde oldukça hareketli olan bir yer. Odanın camından baktığımızda önce noel için süslenen ışıklı yıldızlar karşıladı bizi. Yılbaşı gecesi elimizde şarap kadehleri camda oturup yeni yıl heyecanıyla sokaktan el sallayanlara biz de el salladık. Günde neredeyse 16-17 saat açık olan hemen karşımızdaki hediyelik eşya dükkanının kasasında duran adamın, camdan her baktığımızda aynı yerde oturuyor oluşuna hayret ettik.

ev2

ev1

Her zamanki gibi vakit kaybetmeden etrafı keşfetmek için dışarı çıktık. Kar hızlanmış neredeyse tipi şeklini almıştı. Odamızın bulunduğu Viru Caddesi böyle bir yerdi.

viru caddesi

viru

Tallinn’in merkezi olan Town Hall Square’e geldiğimizde 570 yıllık bir gelenek karşıladı bizi. Her yeni yılda meydana dev bir noel ağacı getiriliyor ve ışıklarla süsleniyormuş. Görüntü muhteşem. Yeni yıla son 1 ay kala noel pazarı kuruluyor ve çeşitli organizasyonlar düzenleniyor. Etraf cıvıl cıvıl. Pazardan alışveriş yapanlar, sıcak şarap içenler, ağacın önünde fotoğraf çektirenler… Biz de katıldık onlara.

town hall square1

town hall square

town hall square

Noel babanın ren geyikleri için meydanda ayrı bir alan yaratılmıştı.

ren geyik

Biz meydana gelmeden kar durmuştu. Her yer ışıl ışıl parlıyordu sanki. Yumuşak havada biraz daha yürüdükten sonra günü sonlandırdık.

tallinn

paylaşmaya değer bulduysan eğer...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn
ESTONYA, Tallinn, Yurt Dışı kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir Kış Masalı: Helsinki-Tallinn 2. gün

Ertesi gün erkenden Porvoo’ ya gitmek için uyandık. Kahvaltı sonrası otele çok yakın olan otobüs terminaline geldik. Porvoo, Helsinki’den 47 km uzaklıkta. Otobüsle varmamız 50 dakika sürdü. Otobüs çok sıcaktı ve konforluydu. Yol boyunca kar manzarasına doyduk.

porvoo

porvoo

Porvoo, Finlandiya’nın en eski ikinci şehri. Son zamanlarda günübirlik olarak ve haftasonu gezmek için gelenlerin uğrak şehirlerinden olmuş. En çok bilinen özelliği, nehir kenarındaki sevimli kırmızı tahtalı evler.

porvoo

porvoo

porvoo4

porvoo5

porvoo6

Kırmızı tahtalı evleri köprüden fotoğrafladıktan sonra şehrin merkezine (old town) 5-6 dakikada yürüdük. Karlarla kaplı arnavut kaldırımlı sokaklar, zarif binalar ve o binaların girişindeki sevimli dükkanlar bir bütünü tamamlayan olmazsa olmaz parçalardı bana göre. Çok sayıda sanat galerisi de bulunuyordu.

porvoo

porvoo

porvoo9

porvoo10

porvoo11

porvoo12

porvoo13

porvoo14

porvoo15

porvoo16

porvoo

Çocuklar üşümeye başlayınca Porvoo gezimizi sonlandırmak zorunda kaldık. Helsinki-Porvoo arasında sanırım yarım saate bir otobüs bulunuyordu. Erken dönerek hava kararmadan önce Helsinki’de daha fazla vakit geçirmiş olduk.

Noel zamanı olduğu için Helsinki’nin Mannerheimintie caddesinin başında noel pazarı kurulmuştu. Ev yapımı reçeller, peynirler, el örgüleri sergileniyordu. Bu gezimizdeki Glühwein’ ı yani sıcak şarabı ilk burada tattık.

noel pazari

noel pazari

noel pazari2

Mannerheimintie sağlı sollu dükkanların bulunduğu bir cadde. Kalabalıklığı ve tramvayların da bu caddeden geçmesi ile Beyoğlu’nu andırıyor.

mannerheimintie caddesi

mannerheimintie caddesi

mannerheimintie caddesi2

Caddenin sonunda Tuomiokirkko Lutheran Katedrali bulunuyor. Katedral 1852 yılında tamamlanmış. Yapının mimarının ömrü Katedrali görmeye yetmemiş. Katedral,  tanrının üstünlüğünü hatırlatması amacıyla inşa edilmiş. Bugün katedralin önündeki merdivenler buluşma noktası olarak kullanılıyor ve yeni yıl kutlamaları bu meydanda gerçekleştiriliyor. Kutlamalar için hazırlıklar başlamıştı bile.

tuomiokirkko katedrali

tuomiokirkko katedrali

Uspenskin Katedrali ise benim Helsinki’de beğendiğim en güzel yapıydı. Tuomiokirkko’yu karşı tepeden gören Uspenskin Katedrali 1868’de Rus Ortodoks kilisesi olarak yapılmış. Tepesindeki soğan şeklindeki kulesi de zaten tipik bir Rus kilisesi olduğunu gösteriyor zaten.  Şimdi ise Fin Ortodokslarına hizmet veriyor.

uspenski4

uspenskin katedrali

uspenskin uspenskin2

Deniz kenarına geldiğimizde kıyıların donmuş olduğunu gördük.

donuk deniz

donukdeniz

Kauppatori meydanında başka bir noel pazarı kurulmuştu.

kauppatori

kauppatori

kauppatori

Tekrar en sevdiğim cadde olan Mannerheimintie caddesinde yürüyerek kalabalığa karıştık.

mannerheimintie caddesi

mannerheimintie6

mannerheimintie5

Çocuklar iyice sıkılmıştı artık yürümekten. Hem oynayabilecekleri hem de bir şeyler yiyebilecekleri yer olan Stockmann’a gittik. Stockmann çok katlı bir alışveriş merkezi. En üst katı tamamen çocuklara ait. Çocuklar oradan oraya koşturarak oyuncaklarla oynuyorlardı. Bizimkiler de çıldırdılar tabi. Oyuncak bölümünü gezdikten sonra aynı katta bulunan bir fast-food restoranında yemek yediler. Hemen yanındaki çocuk parkında da oynadıktan sonra keyifleri iyice yerine geldi.

stockmann

stockmann

Doğal Tarih Müzesi’nin önünden geçtik ancak çoktan kapanmıştı. Çocuklar için iyi bir alternatif olabilir.

tarihmuzesi

tarih muzesi

Temppeliaukion Kirkko Helsinki’de mutlaka görülmesi gereken bir kilise. Kilisenin özelliği, kayanın oyularak yapılması. Çatısı 24 m çapında ve 22 km uzunluğunda bakırla sarılmış. 5 dakika daha erken gitmiş olsaydık içini de gezebilecektik. Maalesef yetişemedik.

temppeliaukion kirkko

temppeliaukion kirkko

Çocukları Stockmann’da doyurduktan sonra sıra bize gelmişti. Finlandiya’ya kadar gelip, yerel Lapland yemeklerinden yememek olmazdı. Bunun için Lappi Ravintola’ya gittik. Dışarıdan bakıldığında alelade bir restoran görünümünde aslında. İçeri girdiğinizde loş ve otantik bir ortam karşılıyor sizi. Geyik eti ve tavşan etli salata paylaştık eşimle. Geyik eti inanılmaz yumuşak ve lezzeti enfesti. Bayılacaksınız. İnternet sitesine bakarsanız Anthony Bourdain’in de meşhur “No Reservations” programında bu restoranı tercih ettiğini göreceksiniz.

lappi restoran

geyik eti

Finlandiya’da sauna kültürleri ile de yapabileceğiniz çok aktivite var aslında. Hatta sauna şeklinde kiliseleri bile var. Kamppi chapel hem dışı hem de içi gerçekten ilginç bir kilise. Tam bir tasarım harikası. Kilisede kullanılan ahşabın tamamı Finlandiya’danmış. Kilisenin şekliyle ilgili olarak ziyaretçiler genellikle yumurtaya veya Nuhun gemisine benzetiyorlarmış. Kiliseyi yapanlar şekliyle ilgili bir açıklamada bulunmamışlar.

kamppi chapel

kamppi chapel2

kamppi chapel

Helsinki’deki son gecemizi otelimizin lobisinde sıcak şarap içerek sonlandırdık. Burayla ilgili son tavsiyelerim mutlaka reçellerinin tadına bakmanız. Böğürtlen, ahududu, yaban mersini reçelleri çok. İçinde “berry” kelimesi geçen tüm reçelleri böyle harika sanırım.

Bu kadar kuzeye kadar gelmişken yılbaşında Lapland’a, Rovaniemi’ye gidip geyiklerin çektiği kızaklarla Noel Babanın köyüne gitmeyi çok istedik. Tatili planlarken düşündüklerimizin arasında bu da vardı. Kuzey ışıklarını görmek harika olacaktı. Biz karar verene kadar tüm uçaklardaki yerler doldu. Trenle gitmek için de çok uzaktı. Sadece eşimle gitseydik hiç tereddüt etmezdik ancak hep söylediğim gibi önceliğimiz iki minik kuzu. Belki başka sefere…

paylaşmaya değer bulduysan eğer...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn
FİNLANDİYA, Helsinki, Porvoo, Yurt Dışı kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın