3, 2, 1… Action: Disneyland Paris

“Paris’e gidip de koca bir günümü Disneyland için heba etmem” diyenler var ya, işte ben onlardan olmadım hiç. Evet yapay bir dünya. Ama bu yapaylığı o kadar profesyonelce yaşatıyorlar ki, verdiğin her kuruşa değiyor. Bu nedenle Paris benim için biraz da Disneyland kaçamağı oldu hep. Bu kaçamakların en güzeli Mart ayında, yaşları 2 ve 5 olan kızlarımızla birlikte olandı hiç kuşkusuz. Aslında küçük kızımız Çağla’nın biraz daha büyümesini bekliyorduk. Böylelikle çevresinde olanları daha iyi anlayabilecekti. Sonrasında THY’nin uygun bir promosyonunu yakalayarak gitmeye karar verdik. İyi ki de böyle oldu. Selin bir daha 5 yaşında olmayacaktı. Kendini bu masal dünyasına aitmiş gibi hayal edemeyecekti. Sevdiği bütün çizgi film karakterlerini karşısında görünce bu kadar etkilenmeyecekti. Kelimenin tam anlamıyla çıl-dır-dı.

IMG_6507

Çocuklarınızla veya arkadaşlarınızla Disneyland’e gitme kararı verdiyseniz ufak bir araştırma yapmışsınızdır diye düşünüyorum. Disneyland Park ve Walt Disney Studio’s’dan oluşan iki park var içeride. Birini diğerine tercih etmek neredeyse imkansız. Her ikisinde de kaçırılmaması gereken aktiviteler var. Disney’in masal dünyasını, prensesler vb. Disneyland Park’ta bulacaksınız. Walt Disney Studio’s ise aksiyon seviyesi daha yüksek bir park. Yetişkinlere oldukça hitap ediyor. Çok dağılmadan pratik bilgiler verebilmek adına, bu yazının konseptini “küçük çocuklarla Disneyland” olarak belirlemekte fayda var.

IMG_6541 Bahsettiğim iki park da oldukça geniş alana yayılmış durumda. Birinden diğerine sürekli geçiş yapmak oldukça yorucu olacak ve zaman kaybettirecektir. Eğer tek günde iki parkı da gezmek isterseniz; iyi bir planlamayla en hit ride’lara binerek güzel bir gün geçirmeniz mümkün. Çocuklar çılgınlar gibi eğlensin diyorsanız zaten birkaç gün kalmayı planlıyorsunuzdur diye düşünüyorum. Yine de benim fikrimi sorarsanız 2 gün ideal. Fazlası da sıkmamalı insanı. Hani tadı damağında kalır ya, öyle olmalı bence.

5 gece kaldığımız Paris gezimizin 2 gününü Disneyland için ayırdık. Giriş biletlerimizi internetten satın aldık. Unutmadan yazayım; aklınızda Disneyland’e gitme fikri varsa internet sitesine şimdiden üye olun derim. Bir sonraki sezon için çok iyi kampanyalar yakalayabiliyorsunuz. Öyle değilse bile yine de internetten satın almak gişeden satın almaya göre daha uygun. Giriş ücreti ile ilgili bilgileri buradan edinebilirsiniz.

Disneyland’e gitmek gerçekten kolay. Eğer turla gidiyorsanız, extra Disneyland gezisi için o bahsedilen rakamlardan çok daha ucuza gidebilirsiniz. Biz 5 günlük gezimizin 2 gününü Disneyland için ayırdığımızdan, Disneyland hattı üzerinde giden metro istasyonunun yakınlarında bir ev tutmayı tercih ettik. Evimiz “Gare de Lyon” istasyonuna 2-3 dakikalık yürüme mesafesindeydi. Birçok hat Gare de Lyon’dan geçtiği için fazla indi-bindi yapmamıza gerek kalmadı.  Disneyland için de binmemiz gereken RER-A hattı yine Gare de Lyon’dan geçiyordu. Yanlış hatırlamıyorsan her 15-20 dakikada bir tren geçiyordu. Dikkat etmeniz gereken iki nokta var. Disneyland, 5. zone’da bulunuyor yani biletleri farklı. Paris merkezde kullandığınız biletlerle gitmeye kalkışmayın, kontrollerde yakalanırsanız para cezası ödemeniz gerekir. Biletmatiklerden Disneylend için olan biletleri satın alabilirsiniz. Diğer önemli nokta ise Disneyland için son durakta ineceğiniz istasyonun adı “Marne-la-Vallee – Chessy” olması gerekiyor. RER-A hattının bazı trenleri farklı bir hattı takip ediyor. Yaklaşık 40-45 dakikalık rahat bir tren yolculuğu sonrasında artık Disneyland’desiniz. Keyfini çıkarın, bol fotoğraf çekin. Dönüşte çocuklarınıza Disneyland albümü hazırlarsanız hoş bir anı olabilir.

Disneyland Paris’e gitmek için özellikle önerilen bir dönem yok. Hafta içinde gitmenin, hafta sonuna göre nispeten daha rahat olduğu söyleniyor. Ancak her dönem, yaz-kış oldukça kalabalık. Kışın buz gibi soğukta 2,5 saat sıra beklemişliğim var (O dönemde henüz Fast-Pass yoktu). Çocuklarla gittiğimizde Mart ayının şanslı günlerinde Disneyland’deydik. Hava çok ılıktı. Sürekli mont çıkarıp giyme derdimiz olmadı.

Disneyland kapılarını saat 10:00’da açıyor. O saatte giriş kapısında olmaya çalışın. İçeride zaman su gibi akıp geçiyor. Çocuklarla gidildiğinde daha da bir kısalıyor sanki zaman. Bazen binmek istediğiniz şeyler teknik arızaya girebiliyor ve uzun süreler beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Başımıza geldiği için yazıyorum, ilerleyen bölümlerde anlatacağım.

Disneyland biletinizi aldınız diyelim. Yapacağınız bir diğer şey gitmeden bir hafta önce internetten canlı aktiviteler için olan dosyanın çıktısını almak. İşte burada. Bu programda gün içinde hangi karakterleri, hangi saatte, nerede görebileceğiniz, imza alabileceğiniz, canlı gösteri saatleri vb. bilgiler yer alıyor. İçeri girdiğinizde de ellerinde bu programı tutan insanları göreceksiniz. Zaten parkların içinde de bu programlardan edinebilirsiniz. Ama önceden planlamak, zamanınızı ona göre ayarlamak parkın hakkını vermenize yardımcı olacak. Ne de olsa zaman kısa, aktivite çok.

Biz Disneyland’deki birinci günümüzde Disneyland Park’ı gezdik. Parka aynı anda bir güruh halinde girildiğinden, giriş kapısına yakın ride’lar daha kalabalık oluyor. O sebeple binmek istediklerinizi belirleyip uzaktakilerden başlamak daha akıllıca olabilir. Selin o kadar büyülenmişti ki biz bunu pek uygulayamadık. Gittiğimiz dönemde belirlenen konsept ilkbahardı. Her yer rengarenk çiçeklerle süslenmişti ki hayran olunmayacak gibi değildi. Girdiğiniz andan itibaren kendinizi masal dünyasında hissedeceğiniz şık vitrinli dükkanların önünden (ki çocukları bu oyuncak dükkanlarının önünden deyim yerindeyse kazımak zorunda kalabilirsiniz), sokaklardan yürürken kulağınıza gelen sürekli bir fon müziği sizi adeta içine çekiyor.

IMG_6502IMG_6504 IMG_6510 IMG_6506IMG_6513

Ufak bir tavsiye vermek gerekirse, eğer çocuğunuzun kostümü varsa yanınızda götürün derim. Çünkü sağda solda kostümlü çocukları gördükçe onlar da öyle gezmek istiyor. Mağazalardan alırım derseniz, işiniz zaten çok kolay.

Parkı 4 bölgeye ayırmışlar. Adventureland, Fantasyland, Discoveryland ve Frontierland. Bindiğiniz ride’ların özelliğine göre farklı bölgelerde toplamışlar. Fantasyland,  masal kahramanlarının, prenseslerin vb. bulunduğu bölge mesela. Uzay temalı olanlar Discoveryland’de bulunuyor. Frontierland vahşi batı konseptinde tasarlanmış, adventureland ise macereperestlere özel.

IMG_6519 IMG_6531

“Adventureland’de Robinson Crusoe’nun ağaç evi”

Bu parkın hit ride’ları arasında Peter Pan’s Flight, Buzz Light Year, Indiana Jones (boy kısıtlaması olan roller-coaster) ve Space Mountain (boy kısıtlaması olan roller-coaster) bulunuyor. Daha önce yazdığım gibi küçük çocuklarla gidince roller-coaster lardan uzak kalmak durumunda kaldık.

Peter Pan’s Flight çok eğlenceli. Mutlaka denemelisiniz. Çok sıra varsa Fast-Pass’i kullanabilirsiniz. Nedir bu Fast-Pass uygulaması? Çok rağbet gören ride’ların önünde Fast-Pass makinesi bulunuyor. Giriş biletinizi makineye okutuyorsunuz, size bir bilet veriyor. O ride’a gelmeniz gereken saat aralığını bildiriyor. Bir nevi randevu saati işte. O saatte gittiğinizde kalabalık sıraya girmeden, Fast-Pass sırasına ait olan başka bir sıradan içeri girebilirsiniz. Neticede yine sıra var ama kısa bir süre bekliyorsunuz merak etmeyin. Fast-Pass’de dikkat edilmesi gereken; aynı anda iki farklı ride için Fast-Pass bileti alamıyorsunuz. Elinizdeki Fast-Pass’i kullandıktan sonra başka bir ride için tekrar Fast-Pass alabilirsiniz. Gerçekten faydalı bir uygulama.

Şu anda kapalı olduğunu öğrendiğim “It’s a small world” gittiğiniz dönemde açıksa mutlaka deneyin. Küçük çocuklara hitap ediyor gibi görünüyor ama suyun üstünde giden botlardan rengarenk dünya bebeklerini hoş bir müzik eşliğinde izlemek çok eğlenceli. İçeride o kadar çok bebek var ki hangi birine bakacağınıza şaşırıyorsunuz. Her gittiğimde mutlaka bindim. Eğer sıra yoksa bir defa daha bindim.

IMG_6524IMG_6529Alice Harikalar Diyarında labirentini Selin çok sevdi. Çıkış kapısını bulmamıza rağmen “Anne lütfen kaybolalım” diyerek yeni yeni yollar keşfetmemizi sağladı.IMG_6540IMG_6535IMG_6538

Buzz Light Year ve Pirates of the Caribbean da aklımda kalan ailecek eğlendiğimiz aktivitelerdendi.

Selin’in sevdiği karakterlerden olan Rapunzel’le tanışmak için sıraya girdiğimizde oldukça bekleyeceğimizi anladık. Rapunzel çocukları tek tek yanına alarak konuşuyor (elbette İngilizce veya Fransızca), seviyor, imza veriyor ve fotoğraf çektiriyordu. Her bir çocukla 2-3 dakika ilgilenmesi demek bizim daha çok ayakta dikilecek olmamız anlamına geliyordu. Selin bir süre olanlara baktıktan sonra “Bence beklemeyelim. Hem zaten Rapunzel’i görmek istediğimde çizgi filmini izleyebilirim” diyerek beni şoka soktu. Olgun kızım ride’lara binmenin daha zevkli olduğunu keşfetmişti ve Rapunzel’le konuşan çocuklara hiç özenmemişti. Beklemeyeceğimiz için sevindik tabi.

IMG_6523

Disneyland Park’ta her gün saat 17:30’da bir geçit töreni yapılıyor. Parkın ana caddesi olan Main Street boyunca dev araçların içindeki ünlü karakterler ve dansçılar sokak boyunca izleyenleri selamlıyorlar. Çocuklar gerçekten seviyor. Bu saatlerde parkın yarısından çoğu bu sokakta toplanıyor. Tüm kaldırım kenarları doluyor. Geç kalırsanız arkada kalırsınız ve o upuzun sokak boyunca çocuklarınızı oturtacak kaldırım bulamazsınız. Arkada kalırlarsa da pek bir şey göremezler. O yüzden geç kalmayın, yerinizi alın. Bu geçit herhalde 30-45 dakika sürüyordu. O süre boyunca tüm ride’larda sıra mıra kalmıyordur herhalde. Yine de tercih sizin tabi.IMG_6555IMG_6554

Parkın kapanış saatleri günlere göre değişebiliyor. Elinizdeki programdan kontrol edebilirsiniz. Hava karardığında Uyuyan Güzelin Şatosunda yani Disneyland şatosunda bir gösteri oluyor. Adı Disney Dreams. Yaz aylarında hava geç karardığı için bu gösteriyi yapmıyorlar sanırım. Bizim gittiğimiz dönemde vardı. Ancak o kadar çok yorulduk ki bekleyemedik. Aklımda tek kalan bu ödüllü ışıklı lazer gösterisi oldu. Bizim için de izleyin olur mu? Belki başka sefere.

İlk gün güzel bir uyku çeken Selin ertesi gün de Disneyland’e gideceği için çok heyecanlı uyandı. Bu arada hep Selin’den bahsettim ama 2 yaşındaki kızımız Çağla da oldukça uyumluydu ve sevdiği ride’lar bittiğinde resmen üzülüyor ve huysuzlanıyordu. Bizim gibi pusetle gezen bir dolu aile vardı. Aslında pusetin faydasını da çok gördük diyebilirim. Ride’ların önünde pusetler için ayrılan bölümler var. Pusetinizi bu alana bırakıyorsunuz. Üzerimizde yük olmasını istemediğimiz tüm eşyaları, montları vb. güvenle pusette bıraktık ve tek bir eşyamız bile kaybolmadı.

Ertesi gün tam saatinde giriş kapısında olmamıza rağmen bizi kötü bir sürpriz karşıladı. Print-out biletlerimizi okuyan barkod okuyucu sürekli hata verdi. Biletin bir önceki gün kullanıldığını gösteriyordu. Evden kullanılmamış olanları aldığıma emindim ama dalgınlığıma geldi herhalde diye düşündüm. Kapıdaki görevli bizi gişelere yönlendirdi. Mail adresimizdeki satın aldığımız biletlerden kullanılmamış olan bileti bastılar ve biz 40 dakika rötarla parka girebildik. Akşam eve geldiğimizde, kendi işini kendinin yapman gerektiğini kanıtlarcasına, biletleri kırtasiyecinin yanlış bastığını farkettik. Aynı bileti iki kere basmıştı. Neyse ki sorunu halletmiştik.

Walt Disney Studios daha aksiyonlu bir park. Erkek çocukların seveceği Cars, Toys Story  rideları bu parkta bulunuyordu. Diğer parka göre daha küçük olması sebebiyle daha fazla sıra bekledik hep. Hatta her ride için bekleme süresini 40 dakika civarı gösterdiğinde, biz bugün bir şeye binemeyeceğiz herhalde demeye başlamıştık. En uzak noktadan başlama fikrini bu park için uygulayabilirsiniz.

IMG_6562IMG_6568IMG_6565Toy Soldiers Parachute kesinlikle çok eğlenceli görünüyordu. Selin’le babası bindi ama onları izlemek de en az orada olmak kadar keyifliydi. Oldukça yüksekten serbest düşüş yapıyorsunuz.IMG_6571Cars arabalarının çılgın dansı ve Toy Story karakterleriyle ilgili diğer oyuncaklar da güzeldi. Bu arada oyuncak mı demek daha doğru ride mı bilemedim. Türkçeleştiremedim bir türlü. Biri yardım etsin.IMG_6573Bu parkta da Mickey Mouse ve Buzz imza veriyorlardı. Mickey Mouse’u çok seven Çağla onu görünce resmen donakaldı. İmza saati dolmak üzere olduğu için sıraya girmemize de izin vermediler. Mickey de bu durumu farketmiş olacak ki imza saati sonunda giderken Çağla’ya doğru yürüdü. Başını okşadı, sonra da Selin’i sevip el salladı. Bu sebeple Mickey Mouse’a teşekkürü bir borç bilirim.IMG_6579IMG_6580IMG_6584

Gelelim Walt Disney Studios’da en çok eğlendiğimiz ride olan Ratatouille’e. Sıklıkla izlediğimiz Oscarlı çizgi filmin sırasına girdiğimizde küçük bir Paris sokağında bulduk kendimizi. Kulağımıza gelen müzik, dekorlar her şey tıpatıp aynıydı. 3 boyutlu olduğunu öğrendiğimiz Ratatouille inanılmaz heyecanlandırdı bizi. Derken beklemek istemeyeceğimiz sırayı gördük. Hemen Fast-Pass alalım dedik. Saat 11:00 civarı olmasına rağmen 16:30 için randevu veren son Fast-Pass’leri neyse ki alabildik. Tüm gün diğer ridelarda eğlendikten sonra Disneyland’in kapanışını da yapacağımız Ratatouille’e geldik. Fast-pass sırasına girdik. 15 dakika kadar bekledikten sonra içeri girmek için sıra tam bize gelmişti ki… Teknik bir arıza var dediler ve öylece kalakaldık. En öndeyiz. Ne kadar bekleyeceğimiz, arızanın giderilip giderilemeyeceği bile belli değil. Sıradan çıksak bir daha izleyememe durumu var. Arıza giderilirse ilk biz bineceğiz falan derken başladık beklemeye. O sırada kızlar hemen arkamızda bekleyen Alman, Fransız çocuklarla arkadaş olup oyunlar oynamaya başladılar. Biz de sohbet ettik. Baktık ki herkes keyifli. Park kapanana kadar bekleyelim dedik. Toplamda 1,5 saatlik bir bekleyişin ardından biletlerimizi kontrol eden görevlilerin kabininde telefon çaldı. Zaten sürekli çalan telefondan bu sefer iyi bir haber gelsin dedik ve bingo… “Arıza giderildi” anonsuyla içeriye alındık. Bu arada iki gün boyunca günün farklı saatlerinde, farklı oyuncaklarda teknik arıza olduğunu gördük. Bu sık rastlanılan bir şey. Buna hazırlıklı olun. İçeriye girdikten sonra fare şeklindeki küçük araçlara bindik, 3 boyutlu gözlüğümüzü taktık ve dev bir mutfakta minik bir fare olarak başladık dolanmaya. Çok eğlendik çok. Kızlar çok sevdi. Çağla hiç bitsin istemedi. Bitince inmek istemedi. Bu kadar çok beklemenin sonunda kavuştuğumuz için mi çok sevdik bilemiyorum ama küçük çocuklu olanlar Ratatouille’i mutlaka denesinler. Hatta Walt Disney Studios’a girer girmez istikametiniz orası olsun. Gittiğimiz dönemde en yeni ride Ratatouille idi. Bu yüzden rağbet büyüktü.

IMG_6575

Günü sonlandırırken yüzümüzden eksik olmayan gülümsemelerimizle metroya doğru yol aldık. Kızlar dönüş yolunda yorgunluktan uyuyakaldı. Mutlulukları yüzlerinden okunuyordu. Disneyland ailece eğlenceli vakit geçirebileceğimiz harika iki gün sunmuştu bize. Anılara bir yenisi daha eklenmişti. Şimdi sıra sizinkinde. Sormak istedikleriniz için yorum bırakabilirsiniz, sevgiler… IMG_6514

 

paylaşmaya değer bulduysan eğer...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn
Disneyland Paris, FRANSA, Paris kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 yorum